avatar
Kayıtlı Kullanıcılar
Kayıt Dışı Kullanıcılar
Kayıt ol


Hoşgeldiniz!
Forumun tüm özelliklerinden faydalanabilmeniz için sadece 30 saniyenizi ayırarak ücretsiz üye olabilir ve sitemizin tüm özelliklerinden sınırsız yararlanabilirsiniz.
Hemen Üye Olmak İçin Tıklayın.

kapat
Forum istatistikleri
Son Mesajlar
Konu Tarih, Zaman  Yazar Son Yorum Forum
  Merhamet fukarası kimler olur? 20-05, 15:58 Kendiniarayanadam Kendiniarayanadam islami Bilgiler
  Sahih olmayan gusül abdesti 18-05, 18:41 Kendiniarayanadam Kendiniarayanadam islami Bilgiler
  Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça sözlük 11-06, 01:33 Müslim Müslim Off Topic
  Forum Hakkında Öneri Ve Sorular 10-06, 18:25 Wod-Hack Wod-Hack Off Topic
  Astral Seyahat Gerçekmidir 10-06, 15:33 Wod-Hack Wod-Hack Rüya Alemi
  Oruçlu iken mekruh olan olmayan şeyler 10-06, 11:45 Ehl-i sünnet mustafa Oruç
  Orucun şartları 10-06, 11:43 Ehl-i sünnet mustafa Oruç
  2016 Yılı Fitre Miktarı Açıklandı 10-06, 11:40 ALPEREN Nakşibendi Zekat
  Orucu bozan ve bozmayan şeyler 10-06, 11:19 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  | Üyeler Bu konu başligini görme yetkiniz yok |  . 10-06, 10:58 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet İstişare
  Hayır Bildiklerimizde Şer Var mıdır? 10-06, 10:52 ALPEREN Hâtem-i Velî Kıssa ve Hisseler
  Oruca ayit niyetler 09-06, 22:50 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  Orucun vakti 09-06, 22:49 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  Oruçlu için müstehap olan şeyler 09-06, 22:47 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  Orucun meşru olmasındaki hikmet 09-06, 22:46 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  Orucun farz ve vacip oluşu 09-06, 22:45 Ehl-i sünnet Ehl-i sünnet Oruç
  Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Özellikleri 09-06, 18:23 ALPEREN mustafa Hz. Muhammed (s.a.v)
  Evlilikte İmaj Nedir, Ne Değildir? 09-06, 18:21 ALPEREN Ehl-i sünnet Evlilik ve Aile
  Akaid Dersleri | Allah'a İman 09-06, 17:43 ALPEREN Ehl-i sünnet Allah c.c iman
  Akaid Dersleri | Mezheplerin Doğuşu 09-06, 15:18 ALPEREN ALPEREN Mezhepler
  Akaid Dersleri | Allah'ın (c.c) Sıfatları 09-06, 15:07 ALPEREN ALPEREN Allah c.c iman
  3 Aylar ile alakali makale / resim yarişmasi 09-06, 14:52 Sel Misali ALPEREN Yarışma
En Çok Görüntülenen Konular
  Bir İngiliz Casusunun İ... 1311
  Peygamber efendimizin v... 706
  Ehli Beyti Sevmek 422
  Ben Wod-Hack 421
  Atatürkün sansürlenen r... 365
  Hergün bir Ayet & Hadis 324
  islam da mizah anlayışı 312
  Umre 309
  Selamun Aleyküm 302
  Bir Kısım Dinî Deyimler 273
  Ahlaksız şerefsizler 248
En Çok Teşekkür Alanlar
Ehl-i sünnet 23
Hâtem-i Velî 12
Mifer-î Hak 4
Sel Misali 4
Hafaza 4
Macabre 3
irşad 3
Dexter 3
CiN 2
Wod-Hack 2
En Çok Mesaj Alan Konular
  Selamun Aleyküm 11
  Hergün bir Ayet & Hadis 11
  Tarih atıyorum 11
  Ben Wod-Hack 11
  Umre 9
  3 Aylar ile alakali mak... 8
  Peygamber efendimizin v... 8
  Selamun aleyküm 8
  Ben Hafaza 7
  Selamun Aleyküm 7
En Çok Rep Alanlar
Ehl-i sünnet 44
Macabre 16
Dexter 12
Mifer-î Hak 10
Hafaza 9
Hâtem-i Velî 9
Wod-Hack 9
Sel Misali 8
irşad 8
ÇEPNİ 5
elwaro 3
Hz. Ömer r.a. şöyle der:“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan hafife alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır. Çok konuşan çok yanlışa düşer; çok yanlış yapanın hayâsı azalır; hayâsı azalanın takvası azalır; takvası azalanın ise kalbi ölür.”İmam-ı Gazâlî

Son Aktiviteler
Merhamet fukarası kimler ...
Forum: islami Bilgiler
Son Yorum: Kendiniarayanadam
20-05-2019, Saat: 15:58
» Yorumlar: 0
» Okunma: 9
Sahih olmayan gusül abdes...
Forum: islami Bilgiler
Son Yorum: Kendiniarayanadam
18-05-2019, Saat: 18:41
» Yorumlar: 0
» Okunma: 11
Arapça-Türkçe, Türkçe-Ara...
Forum: Off Topic
Son Yorum: Müslim
11-06-2016, Saat: 01:33
» Yorumlar: 3
» Okunma: 110
Forum Hakkında Öneri Ve S...
Forum: Off Topic
Son Yorum: Wod-Hack
10-06-2016, Saat: 18:25
» Yorumlar: 4
» Okunma: 35
Astral Seyahat Gerçekmidi...
Forum: Rüya Alemi
Son Yorum: Wod-Hack
10-06-2016, Saat: 15:33
» Yorumlar: 2
» Okunma: 43
Oruçlu iken mekruh olan o...
Forum: Oruç
Son Yorum: mustafa
10-06-2016, Saat: 11:45
» Yorumlar: 1
» Okunma: 27
Orucun şartları
Forum: Oruç
Son Yorum: mustafa
10-06-2016, Saat: 11:43
» Yorumlar: 1
» Okunma: 24
2016 Yılı Fitre Miktarı A...
Forum: Zekat
Son Yorum: Nakşibendi
10-06-2016, Saat: 11:40
» Yorumlar: 7
» Okunma: 36
Orucu bozan ve bozmayan ş...
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
10-06-2016, Saat: 11:19
» Yorumlar: 2
» Okunma: 34
Hayır Bildiklerimizde Şer...
Forum: Kıssa ve Hisseler
Son Yorum: Hâtem-i Velî
10-06-2016, Saat: 10:52
» Yorumlar: 2
» Okunma: 34
Oruca ayit niyetler
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 22:50
» Yorumlar: 0
» Okunma: 25
Orucun vakti
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 22:49
» Yorumlar: 0
» Okunma: 20
Oruçlu için müstehap olan...
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 22:47
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
Orucun meşru olmasındaki ...
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 22:46
» Yorumlar: 0
» Okunma: 19
Orucun farz ve vacip oluş...
Forum: Oruç
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 22:45
» Yorumlar: 0
» Okunma: 22
Peygamber Efendimiz'in (s...
Forum: Hz. Muhammed (s.a.v)
Son Yorum: mustafa
09-06-2016, Saat: 18:23
» Yorumlar: 1
» Okunma: 30
Evlilikte İmaj Nedir, Ne ...
Forum: Evlilik ve Aile
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 18:21
» Yorumlar: 1
» Okunma: 31
Akaid Dersleri | Allah'a ...
Forum: Allah c.c iman
Son Yorum: Ehl-i sünnet
09-06-2016, Saat: 17:43
» Yorumlar: 1
» Okunma: 62
Akaid Dersleri | Mezheple...
Forum: Mezhepler
Son Yorum: ALPEREN
09-06-2016, Saat: 15:18
» Yorumlar: 0
» Okunma: 25
Akaid Dersleri | Allah'ın...
Forum: Allah c.c iman
Son Yorum: ALPEREN
09-06-2016, Saat: 15:07
» Yorumlar: 0
» Okunma: 27
3 Aylar ile alakali makal...
Forum: Yarışma
Son Yorum: ALPEREN
09-06-2016, Saat: 14:52
» Yorumlar: 8
» Okunma: 91
İşte peygamber efendimizi...
Forum: Sahabe i Kiram
Son Yorum: Hâtem-i Velî
09-06-2016, Saat: 09:34
» Yorumlar: 2
» Okunma: 33
Peygamber efendimizin ved...
Forum: Hz. Muhammed (s.a.v)
Son Yorum: mustafa
08-06-2016, Saat: 23:52
» Yorumlar: 8
» Okunma: 706
Ashab ı kiram ( sahabe i ...
Forum: Sahabe i Kiram
Son Yorum: Myist
08-06-2016, Saat: 23:46
» Yorumlar: 2
» Okunma: 189
Atatürkün sansürlenen res...
Forum: Türk Tarihi
Son Yorum: Ehlibeyt
08-06-2016, Saat: 23:39
» Yorumlar: 3
» Okunma: 365
Murşid i kamil ziyareti v...
Forum: Mürşid i Kamil
Son Yorum: Ehlibeyt
08-06-2016, Saat: 23:34
» Yorumlar: 3
» Okunma: 68
Abdest - Kulun Temizliği
Forum: Taharet & Temizlik
Son Yorum: Ehl-i sünnet
08-06-2016, Saat: 22:38
» Yorumlar: 1
» Okunma: 26
İdris (As) İle Azrail (As...
Forum: Kıssa ve Hisseler
Son Yorum: Hâtem-i Velî
08-06-2016, Saat: 12:14
» Yorumlar: 3
» Okunma: 38
Diyanet - Devlet ( Helal-...
Forum: Tartışma Alanı
Son Yorum: Ehl-i sünnet
07-06-2016, Saat: 14:32
» Yorumlar: 1
» Okunma: 73
Ramazan ı şerifin anlamı ...
Forum: Özel Gün Ve Gecelerimiz
Son Yorum: Hâtem-i Velî
07-06-2016, Saat: 09:39
» Yorumlar: 2
» Okunma: 96
Terfi mifer-î hak
Forum: Kurallar & Duyurular
Son Yorum: Hâtem-i Velî
07-06-2016, Saat: 09:36
» Yorumlar: 1
» Okunma: 38
Atama hafaza
Forum: Kurallar & Duyurular
Son Yorum: Hâtem-i Velî
07-06-2016, Saat: 09:35
» Yorumlar: 1
» Okunma: 32
Evrenin Genişlemesi
Forum: Kur'an-ı Kerim
Son Yorum: Ehl-i sünnet
06-06-2016, Saat: 13:18
» Yorumlar: 4
» Okunma: 80
İslam' da Kadının Yeri
Forum: İslamda Kadın
Son Yorum: Hâtem-i Velî
06-06-2016, Saat: 09:36
» Yorumlar: 4
» Okunma: 109
Hergün bir Ayet & Hadis
Forum: Kur'an-ı Kerim
Son Yorum: Ehl-i sünnet
04-06-2016, Saat: 07:40
» Yorumlar: 11
» Okunma: 324
Salavat Duaları ve Anlamı
Forum: Dua'lar Hazinesi
Son Yorum: Sel Misali
02-06-2016, Saat: 19:35
» Yorumlar: 0
» Okunma: 37
Niçin Dua Edilir?
Forum: Dua'lar Hazinesi
Son Yorum: Sel Misali
02-06-2016, Saat: 19:32
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
Gayrimüslim kişiden helal...
Forum: İslam Ahlakı
Son Yorum: Ehl-i sünnet
02-06-2016, Saat: 19:12
» Yorumlar: 1
» Okunma: 85
islam in engellere bakiş ...
Forum: İslamda Aile ve Çocuk
Son Yorum: Sel Misali
02-06-2016, Saat: 18:28
» Yorumlar: 0
» Okunma: 88
Yunus'la Bir Yol Taptuk E...
Forum: Kıssa ve Hisseler
Son Yorum: Mifer-î Hak
31-05-2016, Saat: 23:22
» Yorumlar: 3
» Okunma: 62

 
  Merhamet fukarası kimler olur?
Yazar: Kendiniarayanadam - 20-05-2019, Saat: 15:58 - Forum: islami Bilgiler - Yorum Yok

Hadis"Zina yapana mahrumiyet vardır." Bu hadisten anlaşılabileceği gibi zina edenler merhamet fukarası olur. Zina yapan hiç kimseye aşık olamaz. Zina yapan ağlayamaz. Göz yaşı nimetinden mahrum kalır. Çünkü Allah katında en büyük günah zinadır.Zina yapan fakir olur. Heysem b. Malik Et-Tai (ra)’den, Peygamber (asv)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Allah katında şirkten sonra, zinadan daha büyük günah yoktur.”
Ahmed, İbn Ebid-Dünya
İbn Abbas (ra)’den, Hz. Peygamber (asv)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Bir şehirde zina ve riba (faiz) yaygınlaşırsa, onlar Allahın azabını kendilerine hak etmiş olurlar.”
Hakim, Ebu Ya’la
İbn Ömer (ra)’den, Hz. Peygamber (asv)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Zina fakirliği miras bırakır.”
Hakim, Taberani
Amr b. As (ra)’den, Hz. Peygamber (asv)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“İçinde zina zuhur eden, yaygınlaşan hiçbir topluluk yoktur ki, onlar kıtlıkla cezalandırılmış olmasın. Yine içinde rüşvetin yaygınlaştığı hiç bir topluluk yoktur ki, korkuyla cezalandırılmasın.”
Ahmed
Bureyde (ra)’den, Hz. Peygamber (asv)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Ahdini (aralarındaki anlaşmaları) bozan hiçbir topluluk yoktur ki, onların arasında öldürme olayları olmuş olmasın. Zinanın yaygınlaştığı bir toplulukta ise muhakkak ki, Allah onlara ölümü musallat eder. Bir topluluk zekatı menederse (zekat vermez ve birbirlerine zekat vermemeyi tavsiye ederlerse) Allah onlara yağmur vermez.”

Bu konuyu yazdır

  Sahih olmayan gusül abdesti
Yazar: Kendiniarayanadam - 18-05-2019, Saat: 18:41 - Forum: islami Bilgiler - Yorum Yok

Sahih olmayan gusül adesti belirli rahatsızlıklara neden olabilir.Şehvetin artması ve istimna(mastürbasyon)hastalıkları,ruhi sıkıntı,ibadetten zevk almama,uyku  bozuklukları,hastalık halinde vesvese,aşırı sinir ve asabiyet,şeytana itaat etmeye istekli olma.Dualar kabul olmayabilir.Sureler,mesela cuma suresi vesveseleri tedavi  eder ama gusül sahih olmazsa vesveseleri iyi etmeyebilir. Çıplak banyo yaparak gusül abdesti almak,dişlerdeki dolgular gusül abdestinin sahih olmasına engel  olabilir.Sadece farzları yerine getirerek gusül abdesti almak guslü sahih yapmayabilir. Banyo şortu ile gusül abdesti almalıdır.Dişlerde dolgu var ise gusüle niyetten  sonra "Niyet ettim Allah rızası için şafi veya maliki mezhebine göre gusül abdesti almaya"diye kalpten geçirilmelidir.Gusül abdesti sünnetlerle beraber alınmalıdır.İlk  olarak namaz abdesti alır gibi abdest alıp sonra ağza ve buruna üçer defa su verilmelidir.İlk olarak sağ omuza üç defa su döküp sonra sol omuza üç defa su dökülmeli  sonra baştan asağı üç kez su dökülmelidir.Sonra tüm vücut yıkanıp,namaz abdesti alır gibi abdest alıp gusül abdestini tamamlamalıdır.Gusül sahih olursa vesvese duası  yapılırsa dua kabul olabilir.

Bu konuyu yazdır

  Forum Hakkında Öneri Ve Sorular
Yazar: Wod-Hack - 10-06-2016, Saat: 15:30 - Forum: Off Topic - Yorumlar (4)

Cümleten Selamun Aleyküm, 

Öncelikle  Forum'da en uygun bu bölümü buldugum için konuyu buraya açmaya karar verdim umarım bi hata yapmamamışımdır.Forum'da gezinirken  bayagı çok şey ilgilimi çekti ve   bir kaç konu açtım aklımdakı soruları Bilgili abilerimiz cevapladı sağol'sun ama aklıma  şöyle bir şey takıldı   ne kadar  normal forumlardan farklı olsada  Ar-ge bolumu olucakmı ve olucaksa  çalışmalar nasıl olucaktır yani daha doğrusu  ne gibi çalışmalar olucak ve  biz üyeler olarak gerekli yardım ve projelerımızı size soyleme gibi şansa sahip olabilcezmi forum olarak bu alanada ilerlenmelimi.Çünkü Gerek bilgisayar ve Mobıl olsun Din'i programlar ve uygumalara ihtiyaç var ornegın yengem ve halam'a lazım oldukları zaman kendıme neden ben daha once yapmadım dedım ama mecbur baska programlar kullandım ıstedıklerı için bu alanda  programlar yapılcakmı.

Ve onun haricinde Grafik ekibide olusturulcakmı acaba yani  forum olarak Din'i  içerikli resimler ,BannerLer kapak resimleri vb ihtiyac oluyor ve  aramak yerıne dırek Siteden bulabilcekmiyiz bu imkanı saglamayı düşünüyormusunuz.


Bu alanlarda  birşeyler dusunuyorsanız  acaba bizim uyelerın ne gibi katkısı olucak yanı ne gıbı yardımlara bulunma ımkanı saglıcaksınzı bize acaba.


Umarım konuyu yanlış yere ve yanlış şekilde açmamışımdır öyle birşey olduyrsa Ozur Dilerim.


Selametle

Bu konuyu yazdır

Information 2016 Yılı Fitre Miktarı Açıklandı
Yazar: ALPEREN - 10-06-2016, Saat: 10:13 - Forum: Zekat - Yorumlar (7)

Diyanet İşleri Başkanlığı 2016 yılı fitre miktarını açıkladı

308856.jpg?v=1465542542


Dr. Ekrem KELEŞ'in başkanlığında toplanan Din İşleri Yüksek Kurulu, bu yılki fıtır sadakası (fitre) miktarını 15.00 TL olarak belirledi. Fiyat hesaplanırken, fıtır sadakasının Müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından veriliyor olması dikkate alındı.
Mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı da göz önünde bulunduruldu. 15.00 TL olarak belirlenen fıtır sadakası bu Ramazan'ın başlangıcından 2017 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede geçerli olacak.



Diyanet'ten yapılan yazılı açıklamada:
Din İşleri Yüksek Kurulu, 27 Nisan 2016 Çarşamba günü saat 10.00'da Kurul Başkanı Dr. Ekrem KELEŞ'in başkanlığında belirlenen gündem maddeleriyle toplandı ve gündemdeki konular görüşüldü. Görüşmeler sonucunda; 2016 yılı Fitre miktarının 15 TL olarak belirlenmesi uygun görülmüştür.
Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından 2016 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2017 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için, ülkemizdeki mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak en düşük sadaka-i fıtır miktarı 15,00 TL (On Beş Türk Lirası) olarak belirlenmiştir.
Ayrıca belirlenen bu miktarın, "asgari miktar" olduğunun, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınırın olmadığının hatırlatılması, bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesinin tavsiye edilmesi ve söz konusu meblağın, gıda gibi ayni olarak veya para şeklinde nakdi olarak ödenebileceği uygun görülmüştür.


FİTRE NEDİR VE NE ZAMAN VERİLİR?

Fitre vermek için belirli şartlar olduğu kadar belirlenmiş bir zaman da vardır. Fitre vermek için öncelikle nisap miktarı kadar mala sahip olmak gerekmektedir ve Ramazan bayramının ilk günü sabah aydınlanırken verilmesi uygundur. Bu zamanın öncesinde ve sonrasında vermek uygun olmamaktadır. Nisap zekat nisabı gibidir ve Kurban Bayramı ile farklılık göstermektedir. Hadislerde fitrenin zekat gibi malın değil, canın zekatı olduğu belirtilmektedir. Kurbanın ve fitrenin nisabı için verilecek malın ticaret amaçlı olmamasının dışında bir yıl kalmış olması da gerekmemektedir.



FİTRE NASIL HESAPLANIR?



Fitre verilirken hesaplama işlemi yapılmaktadır. Bu hesaplama işlemi değişmemektedir ve asıl amaç durumu olmayanların ihtiyaçlarını gidermektir. Cumhura göre fitre ödemek için yiyeceklerin bedelini ödemek yeterli olmamaktadır. Ebu Said el-Hudri hadisinde "Peygamber (a.s.) aramızda iken fitreyi buğdaydan kuru üzümden, keşten, yani bunların birinden bir sa' olarak ödüyorduk." demiştir. Hanefilere göre ise fitre olarak verilecek yiyecelerin kıymetlerini ödemek caizdir. Peygamber Efendimizin zamanında fitre hurma gibi o zamanın şartlarında bulununan yiyeceklerle ödeniyordu ve ölçü birimi olarak da sa' kullanılmaktaydı.



FİTRE KİMLERE VERİLİR?



Fitre verilirken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır ve zekatla benzer özellikler taşır. Anne, baba, çocuk gibi kimselere, gayri müslimlere ve zengin sayılabilecek kişilere fitre verilmemektedir. Eğer fakir ise kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa, üvey babaya-anneye, kardeşe, geline, damada, fitre verilebilmektedir. Bu konuya ilişkin Tevbe Suresinde şu ifadeler yer alır; "Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." Ayrıca fitre verirken bunun fitre olduğunu belirtmek de gerekmemektedir.



FİTRE KİMLERE VERİLMEZ?



Fitrenin esas amacı durumu olmayan ve fakir sayılan Müslümanların ihtiyaçlarını gidermektir. Böylece Ramazan Bayramı'nın mutluluğu tüm Müslümanlar arasında paylaşılmış olur. Zengin sayılabilecek kişilere ve gayrimüslimlere fitre verilmemektedir. İsteğe göre fitre sadece bir kişiye değil, durumu olmayan birçok yoksula verilebilmektedir. Ayrıca fitre verilirken kişi bulunduğu yerdeki yoksullara vermelidir, çünkü farklı bir yere gönderilmesi mekruh olmaktadır. Fitre verirken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise verilen miktarın kişinin günlük gıda ihtiyacına yetiyor olmasıdır. Sadece gıda olarak değil para olarak da verilecekse bulunulan günün şartları da göz önüne alınmalıdır.



FİTRE BAYRAMDAN SONRA DA VERİLEBİLİR!



Uzmanlar bu konuda şu şekilde açıklamalarda bulundular. Uzman alimler fitre konusuna açıklık getirerek şunları söylediler. Sadaka-i fıtrın yapılmasının zamanı bayram sabahıdır. Bu tarihten önce ölen ve zengin iken fakir düşen kimselere sadaka-i fıtır vacib değildir. Bayram gecesi güneş doğmadan önce doğan çocuğun fitresini vermek vacibtir. Fitre bayram sabahından önce ve sonra her ne zaman verilse sahihtir ve eda olur; onun kazası yoktur. Fakat müstehap olan sabah namazı ile bayram namazı arasında veya birkaç gün önce vermektir. Fitreyi bayramdan sonra vermek caiz ise de, bir vacib geciktirilmiş olacağından iyi değildir.


Kaynak

Bu konuyu yazdır

  Hayır Bildiklerimizde Şer Var mıdır?
Yazar: ALPEREN - 10-06-2016, Saat: 09:46 - Forum: Kıssa ve Hisseler - Yorumlar (2)

Hayır Bildiklerimizde Şer, Şer Bidiklerimizde Hayır Olabilir

811GJQ.jpg

Allahu Teala ruhları bedenden almakla görevlendirdiği  ölüm meleği Azrail’e (aleyhisselama) sorar:
Ey Azrail! Bunca zamandır kullarımın canlarını alıyorsun. Ruhları bedenden alma zamanında en çok kime merhamet duydun, en fazla kime öfkelendin?


Azrail (a.s.):
Ey Rabbim, her şeyi sen bilirsin ve her şey Sana malumdur. Bir defasında deniz üzerinde fırtınaya tutulan bir geminin suya dökülen bütün bireylerinin ruhunu almıştım. Fakat bu sırada kucağında küçük yavrusuyla bir tahta parçasına tutunmuş, suya bir dalıp bir çıkan annenin de ruhunu kabzedip, küçük yavrusunu tahta üzerinde sağ salim bıraktığım zaman, su yüzünde annesiz kalan bu yavrucağa çok acımıştım. Onun acıklı hali, beni uzun zaman üzmüştü.

Allah (c.c) tekrar sorar:
-Ey Azrail! Bu en çok acı duyduğun bir olaydır. Bir de en çok sevinç duyduğun bir olayı anlatır mısın? Kimin ruhunu sevinerek aldın.


Azrail bu soruya da şöyle cevap verir:
Filan yerde zâlim bir hükümdar vardı; etrafını kasıp kavuruyor, halkı inim inim inletiyordu. İşte bu zâlimin ruhunu almam için emir verildiğinde ona doğru giderken derinden bir neşe duydum. O zâlimin canını alırken duyduğum sevinç kadar, hiçbir vakit sevinç duymadım.


Nice sırlar ve hikmetler sahibi Allah (c.c) bu defa, Azrail’e bir soru daha sorar:
-“Ey Azrail! O canını alırken sevinç duyduğun zâlim kimdi, biliyor musun?”buyurur.

Azrail:
-“Sen bilirsin ey Rabbim!” der.

Allah (c.c):
-“İşte ruhunu alırken büyük sevinç duyduğun o zâlim, vaktiyle bir tahta üzerinde bıraktığında büyük üzüntü duyduğun o çocuktu.” buyurur.

Nitekim Allahu Teala Kur’an’da şöyle buyurur, mealen:
-“Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. (Gerçeğin ne olduğunu) siz bilmeseniz de Allah bilir.” (Bakara- 216)
 Bazen kendimiz için çok istediğimiz bir şeyin olmadığına üzülürüz. Ama nereden bilebiliriz ki o şey, bizim hakkımızda hayırlı olmayabilir? Onun içindir ki, daima Allah’tan hakkımızda hayırlı olanları istememiz gerekir.

Bir Kıssa:
Adamın birisi erkek evladı olmadığı için her türlü çareye başvurmuş ve bir gün bir dostu ona şöyle bir tavsiyede bulunmuş:
-” Falan yerde bir türbe var. Orada Allah’a kırk gün ibadet eder ve o zatın hürmetine Allah’tan istersen duan kabul edilir inşallah.” der. 
Adam o dostunun dediklerini bir bir yapar ve Allah o kimsenin dualarını kabul eder ve bir yıl sonra bir erkek çocuk verir.
Aradan yıllar geçer çocuk büyür bir delikanlı olur. Bir gün arkadaşları ile bir yerde sohbet ederken delikanlının babası onların sohbetlerini gayri ihtiyari olarak dinler. Delikanlının arkadaşları şöyle derler:
-“Falan yerde bir türbe varmış. Orada kırk gün ibadet edenin duasını Allah kabul ediyormuş”
Genç delikanlı, arkadaşlarına:
-” O dediğiniz yer nerede? Ben de babamın ölmesi için dua edeceğimde” der.
Adam o zaman, Allah’tan her şeyin hayırlısını istemenin daha doğru olduğunu anlar.

Allah hakkımızda hayırlı olanları versin. Hayırsız olanlardan Allah’a sığınırız.

Vesselam. 

Bu konuyu yazdır

  Orucu bozan ve bozmayan şeyler
Yazar: Ehl-i sünnet - 09-06-2016, Saat: 22:54 - Forum: Oruç - Yorumlar (2)

 Kasden yeyip içmek ve oruca aykırı olan işleri yapmak orucu bozar. Bu işlerin bir kısmı yalnız kazayı ve bir kısmı da hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Bunlar açıklanacaktır.


Unutarak bir şey yemek ve içmek veya cinsel ilişkide bulunmak orucu bozmaz. Bu hususta farz, vacib ve nafile oruçlar arasında bir fark yoktur. Çünkü unutma ve yanılma ile yapılan işler bağışlanmıştır. 
  (Malikîlere göre, bunların her biri ile farz olan oruç bozulur, kazası gerekir. Çünkü orucun rüknü olan imsak kaybolmuştur.)

Yanılarak yemek yiyen bir oruçluya raslanınca, bakılır: Eğer oruç tutmaya güçlü görülüyorsa, ona oruçlu olduğunu hatırlatmamak, tercih edilen görüşe göre, harama yakın mekruhtur. Fakat çok yaşlı ve zayıf kimse olunca, diğer ibadetleri sağlam yapabilmesi için, ona hatırlatılmaz. Uykuya dalmış bir kimseyi, vakti geçmeden namaz kılmak için uyandırmak da bir görevdir. Uyuyan özürlü sayılır; fakat uyandırmayan özürlü sayılmayacağı için günah işlemiş olur.

Uyku halinde bir şey yeyip içmek orucu bozar. Bu yanılma işi gibi sayılmaz.

Oruçlu olduğu halde yemek yiyen kimseye: "Sen oruçlusun" denildiği halde, hiç aldırış etmeyerek yemesine devam etse, sahih olan görüşe göre, orucu bozulur ve ona kaza gerekir.

Hata yolu ile yeyip içmek de orucu bozar. Bunun için, oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimse, kasıd olmaksızın hata ile bir şey yeyip içse, abdest alırken boğazından aşağı su kaçsa veya ağzına yağmur ve kar daneleri düşüp midesine doğru gitse orucu bozulur ve üzerine kaza gerekir. Fakat oruçlu olduğu hatırında yoksa, bunlardan dolayı orucu bozulmaz.

Ağza su verip çalkaladıktan sonra ağızda kalan yaşlığın tükrükle beraber yutulması orucu bozmaz. 
Yine insanın baş kısmından burnuna inen akıntıyı kasden içeri çekip yutması da orucu bozmaz.

Dişlerin arasından çıkan kan boğaza gidecek olsa, bakılır: Eğer az olur da içeriye geçmezse, orucu bozmaz. Çünkü adet gereği bundan korunmak mümkün değildir. Çok olmakla beraber çoğunluğu tükürük teşkil ediyorsa, hüküm yine böyledir. Fakat çoğunluğu kan olur ve tadı duyurulur bir halde veya kanla tükürük eşit bulunursa, yutulunca oruç bozulur. Çıkarılan diş için de bu haller geçerlidir.

Ağızdan dışarı çeneye doğru iplik halinde sarkan ve ağızdan kopup ayrılmayan ağız salyasını içeriye çekip yutmak da orucu bozmaz. Çünkü bu halde henüz ağızdan çıkmamış sayılır. 
Bunun gibi, herhangi bir sebeble ağızdan çıkıp yine ağıza girerek boğaza giden bir su ile de oruç bozulmaz.

Kişinin konuşmakdan veya başka bir sebebden dolayı tükrükle ıslanmış dudaklarını emmesi, orucunu bozmaz. Çünkü bunda bir zaruret vardır.

Göz yaşı veya yüz teri ağıza girecek olsa, bakılır: Eğer bir ve iki damla gibi az bir şey ise, orucu bozmaz. Çünkü bundan kaçınmak mümkün değildir. Fakat tuzluluğu bütün ağız içinde duyulacak derecede fazla olup da oruç hatırda iken yutulacak olsa, orucu bozar.

Yenilmesi kasdedilmeyen ve kendisinden kaçınılması mümkün olmayan bir şeyin içeriye gitmesi orucu bozmaz. Onun için, ilaç olarak ağrıyan dişe konulan karanfilin tadı tükrükle boğaza kaçarsa, havada dağılan bir duman ve toz-topraktan, öğütülen veya tokmakla döğülen şeylerden kalkan toz, orucu bozmaz. Uçan bir sineğin boğaza kaçması da böyledir. Fakat dişe ilaç olarak konulan bir nesnenin mesela karanfilin yutulması orucu bozar.
  Yine, oruçlu bulunduğunu hatırladığı halde, kokladığı bir "Buhurun = Kokunun" dumanı içine gitse veya bir sineği tutup yutsa, orucu bozulur. Böyle bozulan bir orucu kaza etmek gerekir.

Renk veren bir iplik parçasını defalarca ağıza alıp çıkarmak orucu bozmaz. Fakat oruçlu olduğunu hatırlayan kimse, ağzına aldığı herhangi bir renkteki ipliğin tükrüğünü yutacak olsa, orucu bozulur.

Dişlerin arasında kalmış olan bir yemek kırıntısı yutulsa, bakılır: Eğer az bir şey ise, orucu bozmaz: fakat çok olursa bozar. Nohut tanesinden küçük olan şey azdır, nohut danesi kadar olan şey de çoktur. Bu bir ölçüdür.

Dişlerin arasında kalan susam veya buğday danesi gibi pek az bir şeyi yutmak orucu bozmaz. Fakat böyle bir şey dışardan alınıp yutulsa, orucu bozar. Bu halde, tercih edilen görüşe göre, keffaret de gerekir. Ancak böyle pek az bir şey ağıza alınıp çiğnense oruca zarar vermez. Çünkü bu ağız içinde dağılır bir zerre haline gelir. Ancak bunun tadı boğaza giderse oruç bozulur.
Nohut büyüklüğünden az olup dişler arasında kalan bir şey, ağızdan çıkarılıp sonra yenirse orucu bozar. Ancak sahih olan görüşe göre keffaret gerekmez. Çünkü böyle bir şeyi yemek, olağan dışı bir iştir.

Bir kusuntu, kendiliğinden gelince bakılır: Eğer ağız dolusu olmayıp içeriye dönerse, ittifakla orucu bozmaz. Fakat içeriye döndürülürse, İmam Muhammed'e göre orucu bozar. Çünkü imsak kaybolmuştur, İmam Ebû Yusuf a göre bozmaz; çünkü bu az olduğu için abdesti bozmadığı gibi, orucu da bozmaz. 
Fakat bu kusuntu ağız dolusu olup kendi başına içeriye dönecek olsa, İmam Ebû Yusuf'a göre orucu bozar. Çünkü bu, taharete engeldir, İmam Muhammed'e göre bozmaz; çünkü imsak kasden terkedilmiş değildir. Ancak böyle bir kusuntu kısmen veya tamamen sahibi tarafından geriye çevrilirse, ittifakla orucu bozar.

Bir kusuntu, sahibi tarafından kasden getirilince bakılır: Eğer ağız dolusu ise, ittifakla orucu bozar. Çünkü bu hal, hem taharete, hem de imsake engeldir. Bu halde, içeriye az çok bir şey dönüp gider. Bunun için orucun kazası gerekir. Fakat ağız dolusundan az olup da kendi başına geri dönerse, İmam Muhammed'e göre, orucu bozar. Çünkü bu imsake engeldir, İmam Ebû Yusuf'a göre bozmaz; çünkü az olduğundan taharete engel değildir. 
Bu kusuntu, içeriye çevrildiği takdirde, hem İmam Muhammed, hem de İmam Ebû Yusuf'dan bir rivayete göre, orucu bozar, İmam Ebû Yusuf dan diğer bir rivayete göre ise, bozmaz.

Yalnız yapışmak, öpmek ve oynamakla oruç bozulmayacağı gibi, yalnız bakmak ve düşünmek sonucu olarak inzal olmakla da bozulmaz. Bunun için bir kimsenin zevcesini öpüp okşaması ile onun orucu bozulmaz. 
Yine, zevcesinin veya başkasının yüzüne veya herhangi bir uzvuna tekrar suretinde olsa dahi, bakması ile ve bakışından veya bunları düşünüşünden dolayı şehvetle akıntı olması ile de orucu bozulmaz.

İki yoldan başka herhangi bir uzva yapılacak temas sonunda inzal olmazsa, oruç bozulmaz. Fakat inzal olunca oruç bozulur ve yalnız kaza gerekir. El ile meni getirmek veya hayvan ve ölüye temasla olan inzal da böyledir.

Zevcesinin sıcaklığını duymayacak şekilde elbisesi üstünden tutmakla inzal olsa orucu bozulmaz, sıcaklığını duymuşsa bozulur. 
Yine, bir kadın kocasını, inzal oluncaya kadar tutsa, kocasının orucu bozulmaz. Fakat bu tutması, kocasının teklifi üzerine ise, bu durumda orucunun bozulup bozulmamasında ihtilaf vardır.

Bir erkek zevcesini veya bir kadın kocasını öpüp de erkekden meni, kadından bir yaşlık belirse, bunların orucu bozulmuş olur, bundan dolayı da kaza gerekir. Kadın bu öpme sonunda bir yaşlık değil de, bir lezzet duyacak olsa, İmam Ebû Yusufa göre orucu bozulur, İmam Muhammed'e göre bozulmaz. Okşamak, el tutuşmak, boyuna sarılmak da, öpme gibidir.

Oruçlu olan kimse, büyük abdest temizliği yaparken, içeriye su geçmemesi için nefes alıp vermemelidir. Bu temizlik üzerinde aşırı gidilir de, su hukne yerine kadar ulaşırsa, orucu bozar. Hukne (lâvman için kullanılan) bir ilaçtır. Bunu kullanmaya "İhtikan" denir. Hukne için kullanılan özel alete de "Mıhkane = Şırınga" denir. Bu şırınganın ucu, aşağıdan (makaddan) nereye kadar yetişirse, oraya varacak kadar yapılacak bir istinca orucu bozar. Böyle bir istinca da pek az yapılabilir. Zaten bunun yapılması sağlığa zararlıdır.

İhtikan (şırınga yapmak), buruna ilaç akıtmak, kulağa yağ damlatmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Fakat kulağa giren su, orucu bozmadığı gibi, kulağa dökülen su da, tercih edilen görüşe göre orucu bozmaz. Bunun gibi, üzerinde kulak kiri bulunan bir karıştırıcının kulağa birkaç defa sokulup çıkarılması ile de oruç bozulmaz. (İmam Şafiîye göre bozar.)

Erkeğin tenasül aletine damlatılan su veya yağ, mesaneye kadar gitse bile, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre orucu bozmaz. Fakat mesaneye kadar gitmeyip de tenasül organı içinde kalırsa, ittifakla bozmaz.

Su veya yağ ile ıslanmış bir parmağın ön veya arka tarafa sokulması, oruç hatırlanması halinde olursa orucu bozar. Unutma halinde ise, bozmaz. Kuru bir parmağın sokulması, her iki halde de orucu bozmaz.

İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir yağ veya yıkanılıp içeriye soğukluğu geçen bir su, orucu bozmaz. 
Yine, göze dökülen bir ilaç orucu bozmaz, boğazda duyulsa bile... Göze sürülen bir sürme de böyledir, izi ve rengi tükürükte görülse de... Çünkü bunların öyle içeriye geçmesi derideki emişlerledir.

Oruçlunun kendi işi olarak ağzından başka, vücudunun herhangi bir kısmından içine tamamen sokulup kaybolan veya başkası tarafından sokulup vücuda yarar sağlayan herhangi bir şey orucu bozar. Bu hususta içeriye giden şeye bakılır, gittiği yola bakılmaz. Bundan dolayı bir kimsenin başkası tarafından herhangi bir uzvuna saplanıp vücutta kaybolan odun ve demir benzeri bir şey orucu bozar. Fakat böyle bir şeyin bir ucu dışarda kalmış olursa, orucu bozmaz. Bir parçası içeriye sokulmuş olan bir süngü veya bir odun parçası gibi... 

Yine, iç boşluğa veya dimağa kadar uzayan derin bir yaraya konulan yaş bir ilaç, içeriye veya dimağa kadar geçince orucu bozar, kazayı gerektirir. 
Bu mesele, İmam Serahsinin "Mebsut" adlı kitabındaki açıklamasına bakılırsa, İmamı Azam'a göredir. Bu esas üzerine denilir ki, Ramazanda gündüz vakti vücuda yapılan iğne de orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü bu, hem oruçlunun rızası ie yapılmakta, hem de vücudun yararına yapılmış bulunmakladır. İğne aracılığı ile vücudda bir yol açılıyor ve böylece ilaç tam vücudun içine akıtılmış oluyor. Artık bu şekilde ilacın içeriye girmesi, suyun deriden emilerek içeriye geçmesi gibi değildir. Bundan dolayı açık bir ihtiyaç veya zaruret bulunmayınca, iğneler iftardan sonra yapılmalıdır. İhtiyata uygun olan budur. 

Hatta bir görüşe göre, başkası tarafından sokulup vücudun içinde kaybolan demir parçası gibi bir şey, vücudun yararına olmadığı halde, yine orucu bozar. 
İki imama gelince, bunlara göre bir şey, tabiî yoldan içeriye gitmedikçe oruç bozulmaz. Çünkü oruç; "Yaratılışta bir yol ve kanal olan bir uzuvdan (organdan) bir şeyi içeriye sokmaktan kendini tutmaktır." Biz böyle bir imsak ile emrolunmuşuz. Bu hususta geçici olan yol ve kanallara itibar edilmez. 

Bunun için dışardan bir yaraya konulan ilaç, boşluğa kadar gitse de, orucu bozmaz. Vücudun derisini yırtarak içeriye gidip kaybolan bir demir, bir kurşun parçası hakkında da hüküm böyledir. Buna göre iğne ile de orucun bozulmaması gerekir. Evvelce, fetvahane tarafından da bu yolda fetva verilmişti. Fakat daima ihtiyat yolunun gözetilmesi iyidir.

Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile dimağa veya boşluğa gitmeyen bir ilaçtan ittifakla oruç bozulmaz. Fakat böyle bir yaraya konulup dimağa veya ileriye gidip gilmediğinden şübhe edilen sıvı bir ilaç, İmamı Azam'a göre orucu bozar. Çünkü böyle bir ilaç adet bakımından içeriye geçer, iki imama göre, bununla oruç bozulmuş olmaz. Çünkü böyle şübhe ile oruç bozulamayacağı gibi, tabiî olmayan bir yoldan içeri giren bir ilaç ile de oruç bozulmaz.
 

Bu konuyu yazdır

  Oruçlu iken mekruh olan olmayan şeyler
Yazar: Ehl-i sünnet - 09-06-2016, Saat: 22:51 - Forum: Oruç - Yorumlar (1)

 Oruçlu olanın su ile ıslatılmış bir misvaki kullanması İmam Ebu Yusuf'a göre mekruhtur. Fakat diğer alimlere göre, sabahleyin yahut zevalden sonra yaş ve kuru misvak kullanmakta kerahet yoktur. 
(İmam Şafiî'ye göre, zevalden sonra misvak kullanılması mekruhtur.)


Oruçlu kimsenin istincada (büyük abdest temizliğinde) ve abdest alırken ağzına, burnuna su verirken aşırı gitmesi, fazla su doldurup taşırması mekruhtur.

Oruçlunun bir özrü bulunmaksızın pişirilen yemeği yalnız ağzı ile tadması mekruhtur. Bir kocanın kötü huylu olması, karısı için bir özürdür, böyle bir kadın pişireceği yemeğin, yutmaksızın, tadına ve tuzuna bakabilir.

Oruçlu bir kimsenin satın alacağı bal ve yağ gibi şeylerin iyi olup olmadığını anlamak için yalnız ağzı ile onlardan tadmasında kerahet vardır. Bir görüşe göre, muhakkak satın alınması gerekiyorsa yahut aldanmaktan korkuluyorsa, boğaza kaçırmamak şartı ile tadına bakılmasında kerahet yoktur.

Oruçlu kimsenin, önceden çiğnenmiş beyaz ve parçalanmaz bir sakızı çiğnemesi mekruhtur. Fakat yeni bir sakızı çiğnemek caiz değildir. Erkekler oruçlu olmadıkları zamanlarda da sakız çiğnemeleri hoş değildir. Bir özür sebebiyle çiğneyeceklerse, gizlice çiğnemeleri güzel görülmüştür.

Oruçlunun kan aldırması, orucunu koruyamayacak şekilde zayıf düşmesinden korkulursa mekruhtur, değilse mekruh olmaz. Bununla beraber uygun düşen, bunu güneş batışından sonraya bırakmaktır.

Ramazanda harareti azaltıp serinlenmek için ağza ve buruna su almak ve soğuk su ile yıkanmak, İmamı Azam'a göre mekruhtur. Çünkü böyle bir hareket, ibadet için bir daralma göstermek demektir. Fakat İmam Ebû Yûsuf'a göre, bunda kerahet yoktur. Çünkü böyle yapmakla ibadete yardım edilmiş ve doğal olan sıkıntı giderilmiş olur. Fetva da buna göredir.

Kendine güvenemeyen bir oruçlunun zevcesini öpmesi ve okşaması mekruhtur.

Oruçlu kimsenin zevcesi ile çıplak olduktan halde boyun boyuna sarılmaları kendine güvensin veya güvenmesin, her halde mekruhtur. Bu harekete "Fahiş mübaşeret = Aşırı yaklaşma" denir. Zevcesinin dudaklarını emmesi de, her halde mekruhtur, buna da "Fahiş kuble = Aşırı öpüş" denir.

Oruçlu kimsenin cünüb olarak sabahlaması veya gündüzün uyuyup ihtilam olması orucuna zarar vermez. Fakat mümkün olduğu halde geceleyin yıkanmamak mekruh değildir, denemez.

Oruçlu kimsenin gül ve misk gibi kokuları koklaması da mekruh değildir. Sürme çekmesi, bıyık yağı kullanması da mekruh değildir. 
  Ancak erkeklerin süs maksadı ile sürme çekmeleri ve bıyıklarına yağ sürmeleri mekruhtur.

Bu konuyu yazdır

  Oruca ayit niyetler
Yazar: Ehl-i sünnet - 09-06-2016, Saat: 22:50 - Forum: Oruç - Yorum Yok

Herhangi bir oruca kalb ile niyet yeterlidir. Oruç için sahura kalkılması da bir niyettir. Niyetin dil ile de yapılması mendubdur.


Ramazan orucu, tayin edilmiş adak ve mutlak nafile oruçlar için niyetin vakti, güneşin batışından başlayarak kaba kuşluğa kadar devam eder. Bu zaman içinde niyet edilebilir. Fakat güneş batmadan önce veya tam istiva zamanında veya ondan sonra akşama kadar hiç bir oruca niyet edilemez. Böyle niyet hususunda, mukîm, misafir, sağlıklı ve hasta olanlar eşittir. 

Bununla beraber istiva zamanına kadar böyle niyet edilebilmesi, ikinci fecirden sonra yiyip içmek gibi orucu bozan haller bulunmadığı taktirdedir. Böyle orucu bozan bir şey, kasden veya sehven yapılacak olsa, artık niyet caiz olmaz. 
(Malikîlere göre, nafile oruç için böyle gün ortasına kadar niyet edilemez. Çünkü sabahleyin niyet edilmeyince, o gün iftar etmek kararlaşmış olur. Bir günün hem oruca, hem de iftara ihtimali olamaz. 

Şafiîlere göre güneşin batışından öncesine kadar niyet edilebilir. Yeter ki, sabahdan itibaren oruca aykırı bir iş yapılmamış olsun. Çünkü nafile ibadet için din yönünden takdir edilmiş bir zaman yoktur. Bu oruç, oruç tutacak olan kimsenin isteğine bağlıdır. Zevalden sonra da oruç tutma arzusu bulunabilir.)

Bütün kaza ve keffaret oruçları ile mutlak adak oruçları için niyetin geceleyin veya ikinci fecrin başlangıcında yapılması şarttır. Ayrıca bu oruçları niyette göstermek (tayin etmek) lazımdır. Bundan dolayı bunlardan herhangi biri için fecirden sonra niyet edilirse veya bunlardan hangisinin tutulacağı kalb ile tayin edilmezse, bu oruçların tutulmaları sahih olmaz. Çünkü bu oruçlar için belli bir gün yoktur. Bunlara hangi günlerin ayrılacağı, ancak böyle bir niyet ile tayin edilmiş olur. Ramazan orucu, belirlenmiş adak, herhangi bir nafile oruç için mutlak bir niyet yeterlidir. "Yarınki günün orucunu tutmaya, yarın oruç tutmaya, yarın nafile oruç tutmaya". diye niyet edilebilir. Bununla beraber bunlar için geceleyin niyet edilmesi, bu oruçların tayin edilmesi ve şöyle denilmesi daha faziletlidir: "Yarınki Ramazan orucunu tutmaya niyet ettim."

Ramazanın her günü için ayrıca bir niyet gerekir. Çünkü araya geceler girmektedir. Ayrıca her günün orucu başlıbaşına bir ibadet bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bir günün orucundaki bozukluk, diğer günün sıhhatine engel olmaz.

Bir kaza orucuna fecrin doğuşundan sonra niyet edilecek olsa, bununla kaza sahih olamayacağından, nafile oruç tutulmuş olur. Eğer bu oruç bozulacak olsa, kaza edilmesi gerekir. Çünkü başlanmış olan bir ibadet yarıda bırakılamaz

Bir kimse, daha güneş batmadan: "Yarın oruç tutayım," diye niyet edip de, sonra yarınki günün istiva zamanına kadar uyusa, gafil veya baygın bir hal de bulunsa, oruç tutmuş olmaz. Fakat güneşin batmasından sonra böyle niyet etmiş olursa, orucu sahih olur.

Bir kimse, ramazan ayında ramazan olduğunu bildiği halde, ne oruca ve ne de iftara niyet etmemiş bulunsa, sağlam rivayete göre, oruçlu bulunmuş olmaz.

Bir kimse, geceleyin herhangi bir oruç için niyet etmiş bulunsa, sonra fecrin doğuşundan önce bu niyetinden dönse, bu dönüşü sahih olur. Fakat oruçlu bir kimse, orucunu bozmaya niyet ettiği halde bozmasa, sadece bu niyet ile orucu bozulmuş olmaz.

"İnşallah yarın oruç tutmaya niyet ettim," diye yapılan bir niyet sahihdir. Fakat: "Yarın davete çağırılsam iftar etmeye, çağrılmazsam oruç tutmaya," diye yapılan bir niyet geçerli değildir. Böyle tereddütlü bir niyetle oruç tutulmuş olmaz.

İstiva zamanına kadar niyet edilmesi caiz olan oruçlarda, gündüzün niyet edileceği takdirde, o günün başlangıcından itibaren oruçlu bulunmuş olmaya niyet edilmesi gerekir. Niyet edileceği andan itibaren oruç tutmaya niyet edilecek olsa, bununla oruç tutulmuş olmaz.

Ramazan gecesinde veya gündüzünde bayılan veya deliren kimse, istiva zamanından önce kendine gelip oruca niyet edince oruçlu bulunmuş olur.

Bir kimse, Ramazan ayında başka bir vacib oruca niyet edecek olsa, o kimse Ramazan orucuna niyet etmiş sayılır. Bu konuda iki imama göre, mukim ile misafir arasında fark yoktur. İmamı Azam'a göre, misafir olunca, niyet ettiği vacib için oruçlu bulunmuş olur. Çünkü misafirin Ramazan orucunu tutma mecburiyeti yoktur.
Nafile oruca niyet edilecek olsa, sahih olan görüşe göre, ramazan orucuna niyet edilmiş olur. Hastanın da bu şekilde olan niyetleri, sahih olan görüşe göre, Ramazan orucuna sayılır. 
Misafir ile hastanın mutlak şekildeki niyetleri de Ramazan orucuna sayılır.

Muayyen bir adak gününde, keffaret veya ramazan orucunu kaza gibi, başka bir vacibe niyet edilerek oruç tutulmuş olsa, sahih olan görüşe göre, bu oruç o vacib için sayılır; o muayyen nezir orucunun kaza edilmesi gerekir.

Bir oruç için hem keffarete, hem de nafileye niyet edilse, keffaret olarak caiz olur. Fakat bir oruç için kazaya, hem de yemin keffaretine niyet edilecek olsa, hiç biri geçerli olmaz. Çünkü bunların aralarında zıddiyet vardır. Bu durumda o oruç bir nafile olmuş olur.

Bir veya birkaç ramazandan orucu kazaya kalmış olan kimse için uygun düşen, bunları kaza ederken: "Üzerine kazası ilk vacib olan oruca" niyet etmektir. Bununla beraber böyle belirtilmeksizin yalnız kazaya niyet etmesi de yeterlidir.

Bir kadın henüz adet içinde iken, geceleyin oruca niyet edip fecirden önce temizlenecek olsa, orucu sahih olur.

Esir bulunan kimse, Ramazan ayının girip girmediğini bilemezse araştırır ve kanaatına göre oruç tutar. Sonra bakılır: Eğer orucu ramazana raslamışsa veya ramazandan yahut oruç tutulması yasak olan günlerden sonra geceleyin niyet ederek oruç tutmuş ise, orucu ramazandan sayılır. Ramazan günlerinden noksan olarak oruç tutmuşsa, bu noksan günleri kaza eder. Fakat Ramazandan öncesine raslamışsa, caiz olmaz, yalnız nafile bir oruç olur.

Bu konuyu yazdır

  Orucun vakti
Yazar: Ehl-i sünnet - 09-06-2016, Saat: 22:49 - Forum: Oruç - Yorum Yok

Orucun vakti ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar devam eden müddettir. Bununla beraber, ikinci fecrin ilk doğuşu anına mı, yoksa aydınlığının ufukta uzanıp dağılmaya başladığı zamana mı itibar olunacaktır meselesinde ihtilâf yardır. Bazı alimlere göre, ikinci fecrin ilk doğuşu anı esastır. İhtiyata en yakın olan görüş de budur. Diğer bazı alimlere göre, aydınlığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmelidir. Oruç tutacaklar hakkında daha elverişli olan da budur.
Bunun için birinci görüşe göre ikinci (gerçek) fecrin ilk doğuşundan itibaren, ikinci görüşe göre de bu fecrin doğuşundan sonra aydınlığının dağılmaya başlaması anından itibaren oruca başlamak gerekir.


Fecrin doğuşunda şüpheye düşen kimse için faziletli olan, yeyip içmeyi bırakmaktır. Bununla beraber yeyip içse, orucu yine tamamdır. Ancak fecirden sonra yeyip içtiği anlaşılırsa, o zaman kaza etmesi gerekir. Fecirden sonra sahur yapıldığında zan kuvvetli olsa ve başka bir delil de bulunmasa, sağlam olan rivayete göre, buna itibar olunmaz. Fakat bu halde tutulan orucun kaza edilmesi ihtiyata uygundur.

Oruçlu kimse, güneşin batışından şübhe etse, iftar etmesi helâl olmaz. İftar edip de gerçek durum anlaşılmazsa, üzerine kaza gerekir. Keffaretin gereği hakkında ise iki rivayet vardır. Fakat batıştan önce iftar etmiş olduğu anlaşılırsa, üzerine kazadan başka keffaret de lâzım gelir.
Güneşin batmış olduğu hakkında kuvvetli bir zanna sahib olduğu halde iftar eden kimse hakkında hüküm böyledir. Güneşin batışından önce iftar etmiş olduğu anlaşılsın veya anlaşılmasın hüküm değişmez.

Araştırma yaparak hem sahur, hem iftar yapmak caizdir. Şöyle ki: Oruç tutacak kimse, başka bir vasıta bulamayınca, galip zannına göre sahur yemeği yer ve fecrin doğduğuna kanaat getirince oruca başlar. Güneşin batışını da araştırarak yine galip zannına göre orucunu açabilir. Bununla beraber fecrin doğuşunu iyice kestiremeyen için, bir an önce oruca başlamak ve güneşin battığını kestirmeyen için de, hemen orucu bozmamak ihtiyat gereğidir.

Davul, top sesi veya kandil yakılması ile oruca başlamak veya iftar edebilmek için de, bunlann güvenilebilecek şekilde muntazam olmasına ve her taraftan görülüp işitilir bir halde bulunmasına dikkat etmek gerekir. Saatlerin muntazam bir şekilde işlemekte olduğu da tecrübe ile bilinmekte olmalıdır.

Bu konuyu yazdır

  Orucun şartları
Yazar: Ehl-i sünnet - 09-06-2016, Saat: 22:48 - Forum: Oruç - Yorumlar (1)

Orucun farz oluşuna ve yerine getirilmesinin (edasının) farz oluşu ile sıhhatına dair şartlar vardır. Şöyle ki:


  1) Oruçla mükellef olmak için İslâm, akıl ve büluğ şarttır. Onun için bu vasıfları toplamayan bir kimseye oruç farz değildir. Ancak akıl sahibi bulunan mümeyyiz bir İslâm çocuğunun tuttuğu oruç nafile olarak sahih olur.

  2) Orucun yerine getirilmesi (edası)nın farz olması için sıhhat ve ikamet şarttır. Onun için hasta olana ve yolculuk halinde bulunanlara, bu hallerinde oruç tutmak farz değildir. Bunlar oruçlarını tutamayınca, sonra o tutamadıkları oruçları kaza ederler.

  Bir orucun edası (yerine getirilmesi)nin sahih olması için niyet etmek, hayız ve nifas hallerinden temizlenmiş olmak şarttır. Bunun için niyet edilmeksizin tutulan bir oruç, müctehidlerin tümüne göre din yönünden geçerli değildir. Hayız ve nifaz halinde oruç tutan bir kadının da orucu sahih değildir. Bunların, ramazan orucunu sonradan kaza etmeleri gerekir. Bu konu ileride açıklanacaktır.

Bu konuyu yazdır