avatar
Kayıtlı Kullanıcılar
Kayıt Dışı Kullanıcılar
Kayıt ol


Hoşgeldiniz!
Forumun tüm özelliklerinden faydalanabilmeniz için sadece 30 saniyenizi ayırarak ücretsiz üye olabilir ve sitemizin tüm özelliklerinden sınırsız yararlanabilirsiniz.
Hemen Üye Olmak İçin Tıklayın.

kapat
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HZ. İDRİS ALEYHIİSSELAM
#1
KISSA-İ İDRİS ALEYHIİSSELAM


Hazret-i Şit´ten sonra İdris aleyhisselama geldi ve ona dahi otuz suhuf nazil oldu. İptida kalem ile yazi yazan ve elbise diken odur. Ondan evvel Ademogullari hayvan derisi giyerdi. İdris aleyhisselama göklerin esrari acilmisti. Nihayet Cenab-i Hak, onu diri iken göge kaldirdi.(Kisass-i Enbiya Ct. 1. Sf. 18/Ahmed Cevdet Pasa)


İDRİS ALEYHİSSELAM

Veheb b. Munebbih söyle dedi:
İdris Nebi (aleyhisselam) uzun boylu, karni siskince gögsü genis, vucudu az killi, basi cok sacli bir adamdi. Kulaklarinda biri digerinden daha büyüktü. Vucudunda alacalik hastaligi olmayan beyaz bir nokta vardi. İnce sesli ve ince nutuklu ve yürüyüsünde kisa adimli idi. Ona İdris adinin verilmesi ancak Allah Teala´nin Kitabindan ve İslamin sünnetinden yaptigi dersin coklugundan dolayidir. Allah Teala ona otuz sahife indirdi. O, kalemle yazi yazanlarin ilkidir. Yine elbise dikip onu giyenlerin de ilkidir. Halbuki ondan önce deri elbiseler giyerlerdi. Davet ettigi insanlardan ona bin kisi icabet etti. Allah onu ref ettigi (göklere cikardigi) zaman, kendisinden sonra ihtilafa düstüler. Nuh zamanina kadar dinde olmayan bir cok seyleri ihdas ettiler. Bu, Nuh´un dedesinin babasidir. Ref edilirken o, üc yüz altmis bes yasinda idi.

Tevratta söyledir:
Unnuh, Allah´in hizmetcilerinin en güzeli idi de Allah onu kendi katina ref etti.
İdris Nebi aleyhisselam´in ömrünün 300 ncü senesinde MettuŞelh adinda bir cocugu oldu. MetuŞelh´in de Lemk adinda bir cocugu oldu. Lemk´in bir oglu oldu ve buna Nuh adini verdi.(İbni Kuteybe, El-Maarif, Sf. 23/Hasan Ege)

İdris Aleyhisselam
Hazreti İdris büyük bir peygamberdir. Hazreti Şit´den sonra peygamber olmustur. Bir cok ilimlere, hikmetlere, göklerin esrarina dair bilgisi vardi. Bir rivayete göre ilk yazi yazan ve ilk elbise giyen Hazreti İdris´dir. Yeryüzünde üc yüz altmis sene yasadigi rivayet edilir. Sonunda Hak Teala tarafindan yüksek bir makama kaldirilmistir.(Büyük İslam İlmihali Sf. 478/Ömer Nasuhi Bilmen)

HAZRETİ İDRİS A.S

Peygamberligi
Hz. İdris (a.s.) Hz. Şit´in torunlarindandir. Seceresi, bes nesilde Hz. Şit´e dayanir. Hz. İdris´in (a.s.), İbranice Tevrat´taki ismi Henuh veya Uhnuh´dur ve Hz. Şit´ten sonra peygamber olarak gönderilmistir.


Hz. İdris´e otuz sayfalik bir suhuf indirilmis, o da bu suhuftaki hakikatlari okuyup anlatarak kavmini hakka ve hidayete davet etmistir. Fakat insanlarin cogu onu dinlememis, ancak pek az kimse iman ve itaat etmistir.


Kur´an-i Kerim´de Hz. İdris´in ismi dört ayette zikredilmektedir. Bunlardan ilk ikisi,*(meryem suresi, 56-57.) peygamberligini, dogrulugunu ve yüce bir mertebeye yükseltildigini; öteki ikisi de (Enbiya suresi, 85-86.) sabrini, kavustugu rahmet ve iyiligi aciklamaktadir.

Hz. İdris´in (a.s.) kavmi ile olan Tevhid mücadelesi ve kavminin durumu haricinde, teferruatli, sahih bir malumata sahip degiliz. Bazi rivayetler varsa bile, bunlar da, İsrailiyat ve hurafelerden salim degildir.

Terzilerin Piri
Rivayete göre yeryüzünde ilk defa kalemle yazi yazan Hz. İdris´dir (a.s.).*(Abdulvahhab Neccar, Kassasu´l-Enbiya, s. 24.) Bundan baska, Hz.İdris´e gelinceye kadar, insanlarin sirtlarina post ve deri giydikleri, igne ile dikilen elbiselerin giyimine ilk defa Hz. İdris ile baslandigi da rivayetler arasindadir.(Cenab-i Hak, hayvanlara, kil ve tüylerden ibaretfitri bir elbise giydirdigi halde, insani sun´i bazi giyecekler yapip örtünme zarureti ile karsi karsiya birakmistir. Sun´i elbise giymenin hikmeti, sadece soguk ve sicaktan korunmak veya süslü görünmek yahut da sadece avret yerlerini örtmek olmasa gerekir. Cünkü hikmet sadece bunlar olsaydi, vucudun her tarafi tüy ve killarla örtülerek, fitri bir sekilde de bu hususlar temin edilebilirdi. Sun´i elbisenin belki en mühim hikmeti; insanin sair varliklar, canlilar üzerindeki tasarruf ve münasebetine ve kumandanligina isaret eden nir üniforma hükmünde olmasidir.

Gercekten de, bu hikmet asil olmayip digerleri asil olsa, fitri elbise ayni ihtiyaca, daha ucuz ve kolay bir sekilde cevap verir ve bu durum Adl ve Hakem isimlerine de daha münasip olurdu. Iste hasir meydaninda sun´i giyimin asil hikmeti ortadan kalktigi, yani insanin sair canlilarin kumandani oldugunun artik belirtmesine ihtiyac kalmadigi icin, insanlar orada üryan (ciplak) halde bulunacaklardir. Ancak Cennet ve Cehenneme girildikten sonra, herkese oralara uygun fitri bir elbise giydirecektir.(bk. Said Nursi, Mektubat, s. 359-360).)


Bunun icindir ki, terziler Hz. İdris Aleyhisselami kendilerine pir kabul etmislerdir.(Said Nursi, Sözler, s. 237.)

Zaten Cenab-i Hak, peygamberleri insanlara manevi yönden birer lider ve imam olarak gönderdigi gibi, maddi terakkileri icin de önder tayin etmistir. Bütün dinlerde peygamberlere mutlak olarak tabi olma emri vardir. Peygamberlerin manevi kemalatlari ve ettikleri nasihat, insanlarin manevi hayatlarini tanzim ettigi gibi; mucizeleri de, peygamberliklerini mümkirlere tasdik ettirmek gayesinin yani sira, gelecegin insanlarini onlarin benzerlerine yetismeye ve taklitlerini yapmaya bir tesvik manasini da tasimaktadir. Hatta denilebilir ki, manevi kemalat gibi maddi terakkileri ve hakikalari dahi, en evvel mucize eli insanliga hediye etmistir. Hz. Nuh´un bir mucizesi olan gemisi ve Hz.Yusuf´un bir mucizesi olan bir saat, Hz. Davud´un bir mucizesi olan demiri isitmadan hamur gibi yumusatmasi ve eritmesi birer misaldir.

Iste bütün bunlar, en evvelinden peygamberlerin mucizeleri vasitasiyla insanliga hediye edilmistir. Sanatkarlarin cogunun, sanatlarinda bir peygamberi pir edinmelerinin sebebi de budur. Mesela gemiciler, Hz. Nuh´u, saatcilat Hz. Yusuf´u, terziler de Hz. İdris´i pir kabul ederler.(Said Nursi, Ag.e., s. 237 vd; İsaretu´l-İ´caz, s. 214 vd.)

Hz. İdris´in Sema´ya Cekilmesi
Hz. İdris Aleyhisselamin, Hz. Adem´le, Hz. Şit gibi yeryüzünde vefat ettigi sabit degildir., "Onu yüksek bir mekana yücelttik"( Meryem Suresinin 57.) mealindeki ayet-i kerimesini tefsir eden mufessirler; Hz. İdris Aleyhisselamin, Hz. İsa gibi sema´ya cekildigini ifade etmislerdir.

Bu arada, “İdris (a.s.) halen hayatta midir, degil midir?” seklinde devam edegelen bir ihtilafa da temas etmeyi uygun görüyoruz.

Hz.İdris gibi semaya ref edilen bir peygamber de, Hz. İsa´dir. Her ikisi de halen semada ve hayattadirlar.

Ancak bizim anladigimiz manada, bizim hayatimiz gibi bir hayat yasiyor degillerdir. Bu hususu iyi anlayabilmek icin cesit hayat tabakasi (yasamak sekli) oldugunu bilmek gerekir. Ustad Bediuzzaman Said Nursi´ye göre, yasamak, hayatta olmak, sadece insanlarin hayat tarzindan ibaret degildir.

Bes cesit hayat mertebesi vardir:
Birincisi bizim hayatimizdir ki, bir cok kayitlarla sinirlidir. Yemeden, icmeden yasayamayiz.

İkinci hayat mertebasi Hz. Hizir ile Hz. İlyas´in (a.s.) yasayis sekilleridir ki, bu mertebede bulunanlar, bizim gibi yeme icme mecburriyetinde degillerdir. İstedikleri zaman yerler, icerler; istedikleri zaman da bunlari terk ederler. Beseri ihtiyaclara muhtac degillerdir. Bir anda istedikleri yerde bulunabilirler.

Ücüncü hayat mertebesi ise bahsinde bulundugumuz Hz. İdris´le İsa Aleyhisselamin yasadiklari hayat mertebesidir ki, bu iki peygamber, beseriyet ihtiyaclarindan siyrilip bir nev ´i melek hayati gibi bir hayata girerek nurani bir letafet kesbetmislerdir. Dünyevi cisimleriyle semada bulunurlar.


Bir kisim mufessirlerin, “Hayatta olan dört peygamber vardir. Bunlarin ikisi yerde, ikisi göktedir. Yerdekiler, Hz. Hizir ile Hz. İlyas; göktekiler ise Hz. İdris ile Hz. İsa´dir.(Mehmed Vehbi, Hulasatul´-Beyan Fi Tefsiril-Kur´an, VIII, 32-34.) demeleri, bu manayi desteklemektedir.

Dördüncü hayat mertebesi, sehidlerin hayat tabakasidir.

Besincisi, kabir ehlinin ruhani hayatlaridir.(Tafsilat icin bk. Said Nursi, Mektubat, s. 5-6.)(Peygamberler Tarihi Sf. 87-89/Bünyamin Ates)


HZ. İDRİS NEBİ ALEYHİSSELAM


Mirac ve büyük makam sahibi olup, bastanbasa saadetin yollarini ve parlak yildizlar gibi insanliga layik olabilme carelerini vaaz etmek üzere zamaninna göre garip ilimlerin varligini bilen birisi idi. Kendisine Otuz-Sahife İlahi-Emir nazil oldu. Bunlarin asli rammaldir.(Rammal: Bir nevi gelecekten haber almak icin yapilan fal, kehanet.)Asil isimleri Yurd oglu Annuh´dur. Cok ders gördügü icin buna İdris dediler. Ademogullarindan ilk evvela gaza bunlara emrolundu. Gaza böylece bunlardan kalmis oldu. Adem evladi icinde cok fesad olup putlara ibadet ettikleri icin, özellikle Kabil evladlari etrafa dagilip saz ve söz dizip, tanbur, düdük ve safir calip, zina cok olup, eglenceyle mesgul olduklari icin, Hakk Teala onlari dine davet etmege Hz. İdris´i Peygamber olarak gönderdi. Dini kabul etmeyenlere karsi gaza yapan Hz. İdris, bunlarin kadinlarinin ve ogullarinin bir kismini esir etti.

Daha sonra yeryüzünde iken, gökyüzüne cikarildilar. Bilfiil göktedirler. Arsin civarinda otururlar.

Bu peygamber terzilik sanati ile yazi yaziciliginin mucididir. 365 sene yasamistir.(Hadisat, Sf. 22/Nisanci Mehmed Pasa)

İDRİS Aleyhisselam

Kur´an-i Kerim´de adi gecen peygamberlerden biri. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasindan bulunan İdris (a.s) Kur´an-i Kerim´de adi gecmeyen Şis (a.s)´dan sonra peygamber olmustur.


İdris (a.s) rivayetlere göre, beyaz tenli uzun boylu, genis gögüslü, gür sakalli idi. Yürürken adimini kisa atar, önüne bakarak yürürdü. İlk kez astronomi ve hesab ilmini, gecmis zamanlarin ilimlerini ögrenen İdris (a.s)´dir.

Hz. İdris kavmini putlara tapmaktan seytana ve Kabilogullarina tarafgir olmaktan alikoymus, kendisine inanan az bir toplulukla Kabilogullariyla savasmis ve onlarin bir cogunu esir almistir (bk. İbnu´l-Esir, el-Kamil, I, 62, 63). Hz. Peygamber (s.a.s) Mirac gecesinde semada Hz. İdris ile karsilasmis, Cebrail (a.s)´a “Bu kimdir” diye sormus. Cebrail (a.s) “Bu İdris (a.s)´dir. Ona selam ver” deyince, Hz. Peygamber ona selam vermistir. Hz. İdris selama mukabele ederek “Hos geldin safa geldin salih kardes peygamber”diyerek hayir dua etmistir(Buhari, Enbiya, 5).

Kur´an-i Kerim´de yer alan İdris (a.s) hakkinda dört ayet-i kerime vardir. Bunlardan ilk ikisi su sekildedir: “(Ey Muhammed)! Kitabta İdris´e dair söylediklerimizi de an. Cünkü o, dosdogru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik”(Meryem, 19/56-57). İdris (a.s) hakkinda nazil olan digeri iki ayet-i kerime su anlamdadir: “(Ey Muhammed)! İsmail, İdris, Zulkifl hakkinda anlattigimizi da an; onlarin her biri sabredenlerdendi. Onlari rahmetimize kattik. Dogrusu onlar iyilerdendi”(el-Enbiya, 21/85-86).

İdris (a.s) hakkinda indirilen bu ayetlerden onun; peygamber, dosdugru, yüce bir mevkie yükseltilmis, sabirli, Allah´in rahmetine kavusmus ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip oldugu görülmektedir.

İdris (a.s)´e otuz sahife indirilmistir. Rivayete göre, ilk defa yazi yazan ve elbise dikip giyen odur. Ondan önce insanlar, hayvan derisi giyerlerdi. Ayrica üc yüz altmis sene ömür sürdügü de söylenmektedir. İdris (a.s)´e göklerin sirlari acilmis olup Allah Teala onu diri olarak göge kaldirmistir(Afif Abdulfettah Tabbara, Me´al-Enbiya, I, 842).(Şamil İslam Ansiklopedisi Ct. 3. Sf. 92/Heyet)

İDRİS ALEYHİSSELAM

Kabil ogullari kavmine Allahu Teala İdris (a.s.)´i gönderince o da bu kavmi dine cagirdi:

--Atese tapmayiniz, sarap icmeyiniz, zina etmeyiniz! dedi. Bunlardan onlari yasakladi. Fakat bu kavimden pek az kimse İdris (a.s.)´i tasdik etti. Atese tapmayi birakmadilar. Cok zaman fisk ve fucur icinde kaldilar. İdris (a.s.)´a uymadilar. İdris (a.s.)´in padisahligi yoktu. Onlarla dögüsemezdi. Lakin Hakka, dogru yola onlari cagirirdi. Şit (a.s.)´a inen suhufu onlara okudu. Halka o kitabin hükümlerine uymalarini söylerdi.


Hak Teala, ona da otuz suhuf yolladi. Bu ayetleri kendi eliyle yazdi. Adem (a.s.)´dan sonra eli ilk kalem tutan ve yazi yazan İdris (a.s.) olmustur. Ve dünyada ilk esvab (elbise) diken de yine İdris (a.s.)´dir. Gerek yazicilik, gerek terzilik sanati ondan kaldi. Onun zamanindan önce halk, post giyerlerdi. Koyun yününü kece gibi yaparlar, sirtlarina giyinirlerdi.


İdris (a.s.) terziligi icat edince halk ta hayvan postunu ve keceyi sirtlardan attilar. Kaftan, gömlek ve don giymeye basladilar. İdris (a.s.)´in eli cok tezdi. Herkese kaftan ve gömlegi o dikerdi. Bu kadar is arasinda da Hak Teala´ya ibadet ederdi.


Derler ki:
-- İdris (a.s.) on yil bir gece uykusunu tamam uyuyamadi. Geceleri, sabahlara kadar ibadet ederdi. Suhuf okurdu. O kadar Allahu Teala´ya ibadette bulunurdu ki, Melekler ona asik oldular. Hatta Azrail (a.s.) onu ziyaret etmek diledi:


-- Onunla dostluk edeyim! dedi. Hak Teala da Azrail´e izin verdi. O da insan kiligina girdi. İdris (a.s.)´in yanina geldi. Onunla oturdu. En sonunda İdris (a.s.)´a Azrail:


-- Ben ölüm melegi Azrail´im! dedi seni görmeye ve ziyaret etmeye geldim. Yeryüzünde Hak Teala´ya o kadar ibadet ettin ki seni sevdim ve seninle dost olmak vev kardeslik istedim. Benden ne dilegin olursa onu yerine getiririm!


İdris (a.s.):
-- Ya Azrail, dedi madem ki benim hakkimda bu yolda kerem kildin, senden dilegim benim canimi almandir!


Azrail (a.s.):
-- Ben senin canini almaya gelmedim, dedi. Senin ömrün sona ermis degildir! İdris (a.s.) da:


-- Ne olur, kalan ömrüm bin yilda olsa, kerem kil, sen benim canimi al! Ömrüm kalmissa, Hak Teala yine diriltir! dedi. Ölüm Melegi Azrail de:


-- Böyle bir is yapmak, Hak Teala izin vermeyince, elimden gelmez! dedi. İdris (a.s.) da ölümü Hak Teala´dan diledi. Yüce yaratan her seyi bilendi. İdris (a.s.)´in bu dilegindeki muradini bildi zaten, önceden de, böyle takdir buyurmustu. Onun duasini kabul etti. Azrail´e:


-- Kulumun dilegi ne ise yerine getir! dedi. Hak Teala hazretinden böyle bir buyruk gelince Azrail (a.s.), İdris (a.s.)´in ruhunu kabzetti. İdris (a.s.) o zamanlar 60 yasindaydi. O saatte, İdris (a.s.), Allahu Teala´nin emri ile yine dirildi. Önceki hali gibi, yine ibadete basladi. Azrail (a.s.) ise her zaman onun katina gelir, giderdi. Ve onunla dostluk ederdi. Bunun üzerine cok zamanlar gecti. Bir gün İdris (a.s.) Azrail (a.s.)´a söyle dedi:


-- Ey kardes, senden bir dilegim var. bunu kabul et.
Ölüm melegi Azrail de:
-- Dilegini söyle, elimden gelecek seyse yapayim! dedi.
İdris (a.s.) da:
-- Senden dilegim, bana cehennem´i göstermendir! dedi.
Azrail (a.s.):
-- Sen Cehennem´i görmeye takat getiremezsin! dedi. O da:
-- Nicin? Diye sordu. Hak beni öldürdü. Benden o fani can gitti. Yerine baki can, ebedi can geldi! Şimdi ben Cehennem´i görebilirim! dedi.


Azrail (a.s.):
-- Hayir, dedi. Bu is, Hak Teala´nin buyurugu olmayinca olamaz!
O anda Cenab-i Hak´tan İdris (a.s.) diledi. Ve yüceler yücesinden:
-- Ya Azrail! İdris´e diledigi yeri göster! diye emir geldi. O da, İdris (a.s.)´i aldi. Cehennem´i göstermege götürdü. Cehennem derece ve tabalarini ona birer birer seyrettirdi. Her bir asiye ne türlü azab edildigini gösterdi. İdris (a.s.) Cehennem´in yedi takabasini da görünce, Cehennem azabindan Allahu Teala´ya sigindi. Sonra yine makamina geldi.


Yine bir gündü:
Azrail (a.s.) İdris (a.s.)´in yanina gelmisti. İdris (a.s.) ona:
-- Ey saygili dostum! Senin yaninda bir dilegim daha kaldi. Kerem kil, bunuda kabul et! dedi. İdris (a.s.) -- Ey Azrail kardes, bana Cenneti de göster, seyrettir, dedi. Azrail (a.s.):
-- Bu sey de Hak Teala´nin izni olmadan olmaz! dedi. O da hemen Hak Teala´dan diledi. O zaman:
-- Ya Azrail, kuluma diledigini verdim. Onu dedigi yere ilet! dedi Azrail (a.s.)´da, İdris (a.s.)´i aldi. (Cennet´in) kapisina götürdü. İceri girmek istediler. Fakat Cennet bekcisi Ridvan iceri girmelerine izin vermedi:


-- Sen Adem oglusun. Ademoglu da ölmeyince Cennete giremez! dedi. İdris (a.s.):
-- Bana ölüm serbetini, önce, tattirdilar ve benim fani olan canimi aldilar. Ebedi can verdiler! Maksat ölmekse ben öldüm ve dirildim! dedi Azrail (a.s.):
-- Bu söylenilenlere Şahadet ederim! dedi. Ridvan:
-- Sözünüzü kabul ettik. Fakat Hak Tealadan izin olmayinca biz kendisine, destur vermeyiz! dedi. O da Hak Tealan hazretinden izin Ridvan´a geldi. Cennet´in kapilari acildi. İdris (a.s.) iceri girdi. Azrail (a.s.) ona Cennet makamlarini ve 8 Cennet´i gezdirdi. Nihayet, geri kapiya dönünce İdris (a.s.) Cennet´ten cikmak istemedi tekrar iceri girdi. Cennet bekcisi Ridvan ona yapisti:


-- Buradan mutlaka cikman gerektir. Sen de ya İdris, bilirsin ki Ademogul ölmedikce ve kiyamet kopup sorgu sorulup hesab verilmedikce ve Cehennem´i görmedikce Cennet´te kalmaz! dedi. İdris (a.s.) da:
-- Ya Ridvan, dedi, ben Hak Teala´nin peygamberiyim. Suhuf´ta, benim makamimin Cennet olacagini gördüm. Maksat ölmekse ben öldüm. Cehennem´i görmekse onu da gördüm. Şimden sonra nereye gitmek gerek?

O zaman Hak Teala´dan Şu hitab geldi:
-- Ya Ridvan! Kulumu incitme. Nerede dilerse yürüsün ve hatiri ne dilerse, gönlü ne cekerse, öyle etsin! diye buyurdu. Ridvan da İdris (a.s.)´dan el cekti. Cennet´in icinde kaldi. Şimdiki halde, hala, Cennet´in icindedir.


Nitekim Kur´an-i Kerim´de Şöyle buyrulur:
Onu gökte yüce bir yere yükseltik.”(Meryem suresi, ayet: 57)
İdris (a.s.) Cennet´te kalinca MuveŞlik adindaki oglu babasinin halini ögrenince halki hak dinine cagirdi. O zamanda halk cok azitmislardi. Cok kisiyi yildizlara tapmaktan geri döndürdü. Bu MuveŞlik 900 yil meliklik tahtinda durdu. Sonra öldü. Onun bir oglu vardi. Adina Lemek derlerdi. Babasinin tahtina oturdu Lemek´in de bir oglu oldu. Adina Nuh derlerdi. Lemek 700 yil yasadi, sonra bu dünyadan göctü. Hak Teala Nuh´a Peygamberlik verdi. O da halki dine davete basladi. O zaman halk cok azgin bir hale gelmisti. Kimisi yildizlara, kimisi de putlara tapiyorlardi. Cünkü İdris ile Nuh (a.s.) arasinda tam bin yedi yüz yil gecmisti ve bu kadar zaman icinde hic bir Peygamber göndeilmemis ve gelmemisti. Gelenler yanliz Padisah olup kalmisti. Nicesi dünyanin nice dört bir tarafina hükmettiler. Ama, hepsi dünyaya hükmedemediler. Bunlarin arasinda tüm dünya´ya hükmedenlerden birisi vardi O da Keyumes´ti.(Tarih-i Taberi, Ct. 1. Sf. 117-120/M. Faruk Gürtunca)


HZ. İDRİS ALEYHİSSELAM

Allahu Teala söyle buyurmaktadir:
Kitab´ta İdris´i de zikret. Cünkü o, dogru olan bir Peygamberdi. Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik.”(Meryem, 56-57)

Buna göre İdris aleyhisselam, Allah´in övgüsüne mazhar olmustur. Allah onu, nubuvvet ve Siddik olmakla vasiflandirmistir. Bu, az önce gecen Hanuh´tur. Soy bilimcilerden bir cogunun zikr ettigine göre bu, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem´in soy agacinda da bulunmaktadir. Adem ve Şit aleyhisselam´dan sonra Ademogullari icindeki ilk Peygamber olan budur.

İbni İshak dedi ki: İlk kalemle yazi yazan İdris aleyhisselam´dir. İdris, Adem aleyhisselam´in hayatindan üc yüz sekiz seneye yetismistir.

Bazi insanlar söyle dediler: Şu hadiste isaret edilen İdris aleyhisselam´dir. Muaviye b. Hakem es-Sulemi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem´e kuma cizgi cizmenin hükmünü sordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurdu: “Bir Peygamber bu sekilde ciziyordu. Kimin hatti onun hatina muvafik olursa, iste (dogru olan) budur.”(Muslim: 537; Ebu Davud: 3909)

Yildizlarin hareketleri ve bu hareketlere hükümler bina etmek hususunda bilgin olan bir coklari da bu konu da ilk konusanin İdris aleyhisselam oldugunu iddia etmistir. Hatta İdris´e “Hermisu´l-Heramise” ismini vermislerdir. Bunlar diger Peygamberlere, alimlere, hikmet sahiplerine ve velilere iftira attiklari gibi İdris´e de pek cok iftiralar atmaktadirlar.


Allahu Teala´nin: “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57) sözüne gelince: Bunun anlami “Sahihayn”da gecen İsra hadisindeki su husustur ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, İdris dördüncü semada iken onun yanina ugradi.”(Buhari: 3207; Muslim: 162)

İbni Cerir Hilal b. Yesaf´in söyle dedigini rivayet etti: Ben de hazir bulundugum bir esnada Abdullah b. Abbas radiyallahu anhu Kab´a, Allahu Teala´nin “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57) demesinin manasi nedir?” diye sordu. Kab söyle dedi: “İdris´e gelince, Allahu Teala ona söyle vahyetti: “Muhakkak Ben senin icin/adina, her gün Ademogullarinin bütün amelleri kadar -herhalde bunlar kendi zamandaki insanlardir-ameli (katima) yükseltecegim.” Bunun üzerine İdris, amellerinin cok olmasini arzuladi. İdris´i, meleklerden bir dostu ziyaret edince, İdris ona söyle dedi: “Allah bana söyle söyle vahiy indirdi. Ölüm melegi ile konussan da benim ruhumu biraz gec kabzetse, böylece amelim daha da artsa nasil olur?” Dostu olan melek onu kanatlarinin arasina bindirip göge cikardi. Dördüncü semaya ulasinca, yukaridan inen ölüm melegi onlarla karsilasti. İdris´in dostu olan melek, İdris´in ona söyledigi hususu ölüm melegine söyledi. Ölüm melegi ona: “İdris nerede?” diye sorunca, “İste sirtimin üzerindedir” dedi. Ölüm melegi dedi ki: “Hayret dogrusu. Ben, “İdris´in ruhunu dördüncü semada kabzet” emri ile gönderildim. Ben kendi kendime söyle dedim: “O yerde oldugu halde, ben nasil onun ruhunu dördüncü semada kabzederim?!” Hemen orada onun ruhunu kabzetti. İste Allahu Teala´nin: “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57) ayetinin manasi budur.”(Taberi Tefsiri: 16/96)

İbni Ebi Hatim de bu ayeti tefsir ederken rivayet etti. Ayrica onun yaninda su ziyade vardir: “İdris dostu olan melege: “Benim icin ölüm melegine, ömrümün ne kadar kaldigini sorar misin?” dedi. İdris de onunla birlikteyken ölüm melegine: “İdris´in ne kadar ömrü kaldi?” diye sordu. Ölüm melegi: “Bilmiyorum, ama bir bakayim” dedi. Bakti ve söyle dedi: “Sen bana, ömründen ancak göz acip kapayacak kadar bir müddet kalmis bir adami soruyorsun.” İdris´in dostu olan melek, kanadinin altinda bulunan İdris´e bakinca, kendisi farkina varmadan vefat etmis oldugunu gördü.”

Bu ziyade İsrailiyattan olup, bir kismi munkerdir.

Mucahid´in, “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57)ayetinin tefsirinde gecen; “İdris ölmedi. O, ayni İsa´nin yükseltildigi gibi (semaya) kaldirildi” sözüne gelince: Eger bundan maksadi: “İdris simdiye kadar ölmemistir” seklinde ise; Bu dogru degildir. Şayet maksadi: “İdris canli olarak semaya yükseltildikten sonra orada ruhu kabzedildi” sekilde ise; Bu az önce Kabu´l-Ahbar´dan nakledilenle celismez. En iyisini Allah bilir.

Avfi´nin İbni Abbas radiyallahu anhu´dan naklettigine göre o: “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57)ayetinin tefsirinde söyle dedi: “İdris, altinci semaya yükseltildi ve orada vefat etti.”

Bunun aynisini Dahhak da söylemistir.

Ancak onun dördüncü semada olduguna dair varid olan Buhari ve Muslim hadisi daha sahihtir. Bu Mucahid´in ve daha pek cok alimin de görüsüdür.

Hasan el-Basri de, “Biz onu yüce bir mekan (makam)´a yükseltmistik”(Meryem, 57)ayetinin tefsirinde söyle dedi: “Cennete yükseltildi.”

Bazilari da dediler ki: “Babasi Yerd b. Mehlail daha hayattayken yükseltildi.”

Bazilari da söyle iddia ettiler: İdris aleyhisselam, Nuh´tan hemen sonra degil, İsrailogullari zamaninda gelmistir.

İmam Buhari dedi ki: “İbni Mesud ve İbni Abbas radiyallahu anhuma´dan nakledildi ki: “İlyas ile İdris ayni kisidir.”(Buhari: 1216. Bu kesin olmayan bir ifadeyle muallak olarak rivayet edilmistir.)

Böyle diyenler, Zuhri´nin Enes radiyallahu anhu´dan rivayet ettigi İsra hadisinde gecen su husustan destek almislardir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem İdris´in oldugu yerden gecerken İdris ona: “Merhaba salih kardes, salih Peygamber.” İdris ona, Adem ve İbrahim´in dedikleri gibi: “Merhaba salih Peygamber, salih ogul” demedi.

Bunlar dediler ki: Eger İdris Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´in soy agacinda olsaydi, o da diger ikisinin dediklerini derdi.

Ancak bu husus, kesin olarak buna delalet etmez. Cünkü ravinin bunu iyice hifzetmemis olmasi ihtimali var, İdris´in bunu tevazu yoluyla söylemis olmasi ihtimali vardir. İdris, kendisini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem´in babalik makaminda göstermemis olabilir. Hz. Adem ile Hz. İbrahim´in durumu ise onunkinden farklidir. Cünkü Hz. Adem bütün insanligin babasidir. Hz. İbrahim ise, hem Rahman´in dostu ve hem de Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem´den Ulu´l-Azm Peygamberlerin en büyügüdür.(Kasasu´l-Enbiya, İbn Kesir, Sf. 170-172/Heyet)

İDRİS ALEYHİSSELAMIN SOYU

İdris (Annuh veya Unnuh veya Hanuh) b. Yerd (yahut Yarid) b. Mehlail b. Kaynan (yahut Kaynen) b. EnuŞ b. Şis b. Adem Aleyhisselam.(İbn Hisam, Sire, c. 1, s. 3, İbn Sad, Tabakat, c. 1, s. 54, Belazuri, Ensabu´l-Esref, c. 1, s. 3, İbn Kuteybe, Maarif, s. 10, Yakubi, Tarih, c. 1, s.8-11, Taberi, Tarih, c. 1, s. 82, Salebi, Arais, s. 49, İbn Esir, Kamil, c. 1, s. 54-55.)


İDRİS ALEYHİSSELAMA İDRİS DENİLMESİNİN SEBEBİ

İdris Aleyhisselam; Yüce Allah´in Kitabindan ve İslam dininin sünnetinden,(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10, Mesudi, Ahbaru´z-Zaman, s. 54.)kitablardan, Adem ve Şis Aleyhisselamlarin sahifelerinden(Salebi, Arais, s. 49.)cok cok ders yaptigi icin(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10, Dineveri, el-Ahbar, s. 1, Mesudi, Ahbaru´z-Zaman, s. 54, Salebi, Arais, s. 49.) İdris adinin verildigi rivayet edilir.(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10, Dineveri, el-Ahbar, s. 1, Mesudi, Ahbaru´z-Zaman, s. 54, Salebi, Arais, s. 49.)


İDRİS ALEYHİSSELAM ŞEKİL VE ŞEMAİLİ

İdris Aleyhisselam; beyaz tenli,(Hakim, Mustedrek, c. 2, s. 549.)uzun boylu, büyük karinli, genis gögüslü,(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10, Hakim, Mustedrek, c. 2, s. 549.)kaba sakalli, iri kemikli, güzel yüzlü idi (Mir Havend, Ravzatu´s-Safa Tercemesi, s. 121). Yürürken adimini kisa atar,(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10) önüne bakardi (Mir Havend, Ravzatu´s-Safa Tercemesi, s. 121). vucudu az killi, basi cok sacli idi. Vucudunda, yaratilistan beyaz bir nokta vardi.(İbn Kuteybe, s. 10, Hakim, Mustedrek, c. 2, s. 549.) Sesi ince ve konusmasi mülayimdi.(İbn Kuteybe, Maarif, s. 10.)(Peygamberler Tarihi Ct. 1. Sf. 103/M. Asim Köksal)
Ara
Paylaş Cevapla
Teşekkür Edenler:


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi