avatar
Kayıtlı Kullanıcılar
Kayıt Dışı Kullanıcılar
Kayıt ol


Hoşgeldiniz!
Forumun tüm özelliklerinden faydalanabilmeniz için sadece 30 saniyenizi ayırarak ücretsiz üye olabilir ve sitemizin tüm özelliklerinden sınırsız yararlanabilirsiniz.
Hemen Üye Olmak İçin Tıklayın.

kapat
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HZ. İBRAHİM ALEYHİSSELAM
#1
HAZRET-İ İBRAHİM ALEYHİSSELAM

Babil halki

Nuh Tufanindan sonra, Hz. Nuh´un evladlari, önce Irak tarafinda yerlesmisler ve Firat Nehrine yakin bir yerde Babil sehrini kurmuslardi. Sonra iclerinden bir kismi ayrilip Dicle kenarina giderek, orada Ninova sehrini insa ettiler. Babil´in eski ahalisi olan Nabtiler, Süryanice konusuyorlardi. Bunlar Babil´i kendilerine baskent yaparak, uzun yillar etraflarina hüküm ettiler. Sonralari Ninova´da zhur eden Asurlular bunlara galebe ederek Ninova´nin baskentligi altinda yeni bir devlet kurdular. Babil´de buraya baglandi. Babil´de daha sonra Keldani taifesi kuvvet bulmus ve Nabtlerin ilmine ve sanatina mirasci olmustur.(A.C. Pasa, Kisas-i Enbiya, I/7.)

Babil ahalisi arasina, yildizlara tapmaktan ibaret olan "Sabie" dini yaygindi. Iste Hz. Ibrahim, bu kavme peygamber olarak gönderilmistir.

Hz. Ibrahim´in nesebi

Hz. Ibrahim´in nesebi hakkindaki rivayetler muhteliftir. Fakat bu rivayetlerin hepsi de, neseb silsilesinin, Hz. Nuh´un oglu Sam´a kadar vardiginda ittifak etmislerdir.

Hz. Ibrahim´in (a.s.) babasinin ismi Tareh idi. Nemrud tarafindan puthaneye bekci tayin edildikten sonra, bu isim Azer olarak degistirilmistir. Azer, ayni zamanda puthanedeki putlardan birinin ismi idi.

Hz. Ibrahim´in babasinin ismi, Kur´an-i Kerim´de Azer olarak gecmektedir. (En´am Suresi, 74) Tevrat´ta ise Tareh olarak zikir edilir. (Tevrat, Tekvin babi,11-24).

Nemrud ve kavmi

Hz. İbrahim´in (a.s.) dogumu, Nemrud bin Kenan´in hakimiyeti zamanina rastlar. Nemrud, ilahlik davasina kalkisan cebbar ve zalim bir hükümdardi. Onun ilahlik davasina cüreti ve bu derece büyüklenip, kibirlenmesi; sahibi oldugu mülk ve saltanati yüzündendi. Elindeki zengin imkanlar, bol servet ve genis mülk onu iyice azdirmis, gurur ve enaniyetini iyice sisirmis ve ilahlik davasina kalkisacak kadar haddini asmasina sebeb olmustu.

Kaht ve kuraklik zamanlarinda halk ondan zahire almaya gelilerdi. O, gelenlere, “Rabbiniz kimdir?”diye sorardi. Eger o kimseler, “Sensin” derlerse zahire verirdi. İlah oldugunu ikrar etmeyenlere ise hic bir sey vermezdi. Bu cihete herkesi ister istemez kendi hakimiyeti altina almisti.

Nemrud´un kavmi, tamamen putperest idi. Bunlar gökteki yildizlara ve yerdeki putlara, heykellere ibadet ederlerdi. Her yildiz icin ayri ayri bir put dikmislerdi. Bu putlarin, yildizlarin yaninda kendilerine sefaatci olacagina inanirlardi.
İste Hz. İbrahim (a.s.), bu derece hidayetten uzak ve müsrik bir cevrede dünyaya gelmistir.

Hz. İbrahim´in dogumu

Hz. İbrahim´in (a.s.) dogum yeri hakkinda ihtilaf vardir. Rivayetlerin icinde en sahih görüneni, Nemrud´un saltanat sürdügü Babil sehrinde dogduguna dair olan rivayettir(İbnu´l-Esir, el-Kamil fit-Tarih, I/53.)

Nemrud´un bir cok kahin ve müneccimleri vardi. Onlar bir gün Nemrud´a söyle dediler:

Yildizlardan anladigimiz göre, bu sene senin memleketinde, insanlarin dinini degistirecek bir cocuk dogacaktir. Bu cocuk, ayni zamanda senin saltanatininda zeval bulmasina sebep olacak. Onun icin sen, bu sene memleketinde dogacak bütün cocuklarin öldürülmesini emir buyur!”

Bu haber üzerine Nemrud, her on hane basina gözcüler koyarak, evleri kontrol ettirip, yeni dogan bütün erkek cocuklarin öldürülmesini emir etti. Fakat İlahi iradenin tecellisine hic bir sey mani olamazdi ve olamadi da. Nemrud dogacak her cocugun öldürülmesi emrini verdigi sirada, Azer´in karisi da Hz. İbrahim´e hamile bulunuyordu. Fakat hamile oldugu henüz anlasilmiyordu. Azer bir müddet sonra, karisinin hamile oldugunu anlayinca, dogacak cocugunu Nemrud´un elinden kurtarma careleri aradi. Hic kimse hamininin hamile oldugunu anlamamali idi. En nihayet onu, Basra ile Kufe arasindaki Kuse köyüne yakin bir magaraya kacirdi.

Hz. İbrahim, iste bu magarada dünyaya gelmistir. Azer, esinin ve oglunun yiyeceklerini gizlice magaraya getiriyordu. Rivayete göre Hz. İbrahim, Muharrem ayinin 10. günü, yani Asure Günü dünyaya gelmistir.(Ahmed Şahin, Onlar ve Biz, s. 148.)

Aradan uzun bir zaman gectikten sonra, Nemrud´un korkusu yavas yavas kaybolmaya, müneccimlerin sözüne itimad sarsilmaya baslamisti. Nihayet bir gün, “Bunlar, yalancilarin ve sihirbazlarin uydurduklari sözlerdir”diyerek , halkin üzerindeki baskiyi kaldirdi. Kisa bir süre sonra da, hadiseyi iyice unutmustu.(Taberi,Tarihi, I/165-166.)

İbrahim, Rabbini ariyor

Hz. İbrahim magarada 15 ay kadar veya daha fazla kalmistir. Fakat o, sair cocuklardan farkli olarak süretle büyüyüp gelisiyordu. O zamana kadar ana ve babasindan baska hic kimse ile görüsmemisti.

Bir gün annesine söyle demisti:
Annecigim, benim Rabbim kimdir?”
Benim!”
Senin Rabbin kimdir?”
Baban!”
Babamin Rabbi kimdir?”

Bunun üzerine annesi “Sus” dedi. Ve kocasina gidip, “İnsanlarin dinini degistireceginden bahis ettigin cocuk, senin ogludur”diyerek, arada gecen muhavereyi anlatti. Sonra beraberce magaraya geldiler. Bu sefer İbrahim (a.s.) babasina da ayni sualleri sormaya basladi:

Ey babacigim, benim Rabbim kimdir?”
Annendir!”
Annemin Rabbi kimdir?”
Benim!”
O halde senin Rabbin kim?”
Nemrud!”
Pekala, Nemrud´un Rabbi kim?”

Babasi buna cevap veremeyince İbrahim´i azarladi. “Sus”diyerek, konusmaktan men etti.(Salebi, Kasasu´l-Enbiya, s. 74.)

Görüldügü gibi Hz. İbrahim, daha bebek denecek bir yasta iken bile kavminin batil inanclarina inanmadigini izhar ediyordu. Gözle bile görülmeyen ufacik bir mikropa maglup olacak kadar aciz olan insanlarin, mabud ve rab olabileceklerini kabul etmiyordu.

Cenab-i Hak, onu insanlar icinden intihap etmisti. Kendisine ilim ve hikmet vererek, ilerde insanlarin tenvir ve irsadiyla vazifelendirecekti.

Hz. İbrahim´in böyle kainat capinda muazzam bir davanin mümessili ve hamili olacagi, daha o yasindaki söz, hal ve tavirlarindan cikca belli oluyordu.

Magaradan cikis

Azer bir gün arkadaslarina, “Benim bir oglum olmustu. Fakat Nemrud´dan korkarak, onun dogumunu saklamistim. Acaba oglumu meydana cikarsam, Nemrud´dan ona bir zarar gelir mi?”diye sordu.

Arkadaslari, “Hayir, bir zarar gelmez. Sen oglunu cikar. Nemrud hadiseyi coktan unuttu bile”dediler.

Bunun üzerine Azer, İbrahim´i magaradan cikardi.

Baba, anne ve ogul, beraberce yola koyuldular. İbrahim magaradan disari ilk olarak ciktigi icin, her seyi yeni görüyordu. İnsanlara, hayvanlara ve gördügü her seye dikkatle bakiyor; bunlar hakkinda anne ve babasina durmadan sualler soruyordu. Babasi da, “Bu attir, bu devedir, bu sigirdir, bu koyundur, vazifeleri sunlardir”diye cevap veriyor, mahluklari ona tanitiyordu. İbrahim de söylenenleri dikkatle dinliyor ve “Elbette bu mahluklari yaratan ve sekilde cesitli sahalarda vazifelendiren bir Rableri, yaraticilari vardir. Bu isler basibos ve tesadüfi ve kendi kendine olamaz”diyordu.(Salebi, Kasasu´l-Enbiya, s. 74.)

Hz. İbrahim´in peygamberligi ve babasini imana daveti

Hz. İbrahim´in putlarla alay eder tavrini gören bazilari nihayet onu babasina sikayet ettiler. Azer, zaten oglunun bu vaziyetini az cok biliyordu. Şikayetlerde cogalinca, Hz. İbrahim´i cagirip biraz azarlamak ve nasihat etmek istedi. Tam bu sirada Hz. İbrahim´e, peygamberlik verilmis, kavmini hakka ve imana cagirmakla vazifelendirilmisti.

Hz. İbrahim babasinin bu davetini firsat bilip, davasini ilk defa ona teblige basladi:

"Ey babacigim, isitmeyen ve görmeyen,sana isabet eden hic bir belayi senden def edemeyen bir takim cansiz seylere nicin ibadet edersin? Nicin onlari mabud edinirsin? Ibadete asil layik Mabud odur ki, görür, gösterir, isitir, isitirir ve kendisine ibadet eden kullarinin belalarini def eder. Sizin elinizle yaptiginiz bu cansiz seylere ibadet etmenize sasiyorum."

Ey babacigim, isitmeyen ve görmeyen, sana isabet eden hic bir belayi senden def edemeyen bir takim cansiz seylere nicin ibadet edersin? Nicin onlari mabud edinirsin? İbadete asil layik Mabud odur ki, görür, gösterir, isitir, isittirir ve kendisine ibadet eden kullarinin belalarini def´eder. Sizin elinizle yaptiginiz bu cansiz seylere ibadet etminize sasiyorum.”

Bu tarzda bir davetin sebebini de söyle izah etti:

Ey babacigim, sana gelmeyen ve ögretilmeyen Tevhid ilmi (Allah´in bir ve tek oldugu, serik ve ortagi olmadigi bilgisi), Allah tarafindan bildirilmis, vahiy edilmistir.

Şu halde ben, senin bilmediklerini biliyorum. Binaenaleyh sen bana tabi ol! Ben de sana dogru yolu göstereyim.

Gerci yasca senden kücük ve senin oglun isem de, meziyet ve faziletler, Allah´in ihsan ve takdiri iledir. İstedigine verir.”(Meryem Suresi, 42-43. Görüldügü gibi, Hz. İbrahim babasini hakka davet ederken, hürmette kusur etmiyor, son derece edebe riayet ediyodu. Cünkü dogrudan dogruya babasinin daleletini ve küfrünü nazara vererek söze baslamamisti. Önce putlara ibadet etmesinin sebebini sormus, azicik akli olanin onlara ibadete tenezzül etmeyecegini söylemis ve ibadete layik bir Mabud´un her seye kadir olmasi lazim geldigine isaret etmisti.)

Dikkat edilirse İbrahim (a.s.), babasinin cehalet itham etmemis; onun gurur ve enaniyetine dokunacak sekilde konusmaktan kacinmisti. Bilakis, “Kendisine Cenab-i Haktan bir hidayet geldigi, o hidayetle kendisinin dogru yolu gördügünü, binaenaleyh kendisine uyarsa, onu Sirat-i Mustekime cikaracagini”yumusaklikla söylemisti. Bütün bunlar irsadda dikkat edilecek noktalardir.

Fakat ne care ki, Hz. İbrahim´in bu sözleri, babasinda hic bir yumusama ve müspet tesir meydana getirmedi. Hz. İbrahim (a.s.) bu durumu görünce, baska cihetlerden onu ikna etme yoluna gitti.

Putlara ibadetin seytanin desisesi ile oldugunu, onun icin bu ibadetin bizzat seytana ibadet hükmünde olacagini ve seytanin ise, Rahman olan Allah´a isyani sebebi ile, ibadete layik olmadigini uzun uzun izah etti.(Meryem Suresi,44.) Bu sözleriyle, babasini, seytana kulluk etmek hükmündeki puta tapiciliktan nefret ettirmek, bunun ne derece adi ve bayagi bir is oldugunu göstermek istiyordu.

Hz. İbrahim (a.s.) seytanla dost olmanin ne gibi neticeler verecegini de, su sekilde beyan etti:

Ey babacigim, putlara tapman sebebi ile, bizlere cesit cesit nimetler ihsan edeb Rahman-i Rahimin azabinin sana dokunmasindan korkuyorum! Eger sana azab isaber ederse, seytanin dostu olursun. Cehennnem atesinde ebedi kalirsin. Zira Allah´in düsmanina dost olmak, Allah´a düsmanlik oldugundan süphe yoktur.”(Meryem Suresi, 45.)

Tevhide davet

Hz. İbrahim (a.s.), kavmine, “Siz hangi seye ibadet ediyorsunuz?”diye sordu.
Onlar da, putlara taptiklarini, bununla iftihar ettiklerini, inanclarinda son derece sabit ve israrli olduklarini beyan ettiler.

Hz. İbrahim bunun üzerine söyle dedi:
Peki, nedir bu taptiginiz suretler? Siz onlara ibadet edip onlarin baslarinda pervane gibi dolasiyorsunuz. Halbuki onlar suur ve iradeden mahrum bir takim tas ve tahta parcalaridir. Sizin ibadetlerinizden haberleri bile yoktur. Şu halde siz nasil oluyor da akliniz ve fikriniz varken, bu gibi zelil seylere tapiyor, ibadet ediyorsunuz?

Mühim isleriniz oldugu zaman onlara dua ediyorsunuz. Onlar sizin dualarinizi hic isitmiyorlar mi? İbadet ettiginizde, dünyada rizkinizi verip, ahirette sevap vermek gibi size menfaatleri olabilir mi? İbadeti kestiginiz zaman, sizin rizkinizi kesip size azab verebilir mi) Veya zarara ugratabilir mi?

Ey müsrikler, su haldeyken sizin alemlerin Rabbi olan Allah´a karsi zan ve inanciniz nedir? “Siz Allah Tealayi-- hasa-- cansizlar nevinden bir sey mi zann ediyorsunuz, camid putlari Allah´a müsavi mi saniyorsunuz?


İyi bilin ki, siz bu itikad ve fiilinizle Allah´a büyük bir iftira etmektesiniz. Ona camid cansiz seyleri serik kosuyorsunuz.”(Şuara Suresi, 70)

Hz. İbrahim´in putlari kirmasi

Babil halki bayram günleri kurbanlar keser, yemekler pisirir ve mabetlere götürerek putlarin yanlarina koyarlardi. Sonra bayram yerlerinde toplanirlar, gülüp oynayip senlik yaptiktan sonra, tekrar geri dönüp, putlarin yanlarina koyduklari yemekleri afiyetle yerlerdi.

Bütün ahali bayram yerine gittikten sonra, Hz. İbrahim sür´atle puthaneye geldi. Putlarin önünde cesit cesit yemek, meyve serbet vesaire vardi. Onlarin karsilarina gectikten sonra, "Haydi buyurunuz, su yemeklerinizi afiyetle yiyiniz. Haydi haydi, benden sIkilip utanmayiniz" diyerek alay etti. (Saffat Suresi, 91-92) Daha sonra yaninda getirmis oldugu balta ile bütün putlari parca parca etti. Sadece büyük putu kirmadi ve baltayi da onun boynuna asti.

Müsrikler bayram yerinden puthaneye geldiklerinde, gördükleri manzara karsisinda önce cok sasirdilar. ilk saskinlik gecer gecmez de sinirlerinden küplere bindiler.

Nemrud ve kavminin helaki

Cenab-i Hak, Hz. İbrahim´e, Şam tarafina gitmelerini vahyetmisti. Hz. İbrahim, hicretten evvel, amcasinin kizi Hz. Sare ile de evlenmisti. Böylece Hz. İbrahim; esi Hz. Sare, kardesi oglu Hz. Lut ve az sayidaki mu´minler grubu ile birlikte yola cikti.

Hz. İbrahim (s.a.) hicret ettikten sonra, geride kalan Nemrud ve kavmi, sivrisineklerin istilasina ugradilar. Bircoklari sivrisinekler tarafindan helak edildi. Geriye kalanlar da rahatlari bozuldugu icin baska yerlere göc etmeye basladilar.

Nihayet sivrisinek Nemrud´un bir anlik gafletinden istifade ile, burnundan iceri girip beynine kadar gitti. Neticede bu kücücük sinek, Nemrud´un hayatina son vermeye sebeb oldu. Ve simdi artik o koca saltanatin yerinde yeller esiyordu.

Hz. İbrahim de iki yüz yasinda iken ruhunu Rabbine teslim etti. Hz. İbrahim´i Kudus civarinda Habrun kasabasinda bir magaraya defnettiler. Bugün hala bu kasaba Halilurrahman ismiyle meshurdur.(Peygamberler Tarihi, Sf. 126-129. 130.135.138.147/Bünyamin Ates)

HZ. İBRAHİM El-HALİL

Bu , İbrahim b. Tarih b. Nahur b. Eşrag b. Erguva b. Falig b. Abir b. Salih b. Sam b. Nuh´dur.

Ebu Muhammed söyle dedi: Veheb de böyle dedi: Bu nisbeti Tevratta olanla karsilastirdim ve ona muvafik buldum. Ancak, Eşragin yerine Sarug adini buldum. Veheb dedi ki: İbrahim, konuk konakliyanlarin ilkidir. Tirit yapip yoksul kimselere yedirenlerin de ilkidir. O, biyigini kisaltanlarin, etek trasi yapanlarin, sünnet olanlarin, tirnaklarini kesenlerin, misvak kullananlarin, sacini tarayanlarin, mazmaza edenlerin, istinsak edenlerin ve su ile istinca (temizlik) edenlerin de ilkidir. O, yüz elli yasinda oldugu bir sirada saci sakali agaranlarin da ilkidir. Sare İshak´i dogurdugu vakit, Kenanlilar dediler ki: < Şu ihtiyar erkekle kadina nasil teaccub etmezsiniz ki onlar, itik bir oglan cocugunu buldular. Sonra da onu ogul edindiler. Allah İshak´in suretini İbrahim´in sureti üzerine halk etti. O derecede ki aralari ayirdedilmezdi. Allah Teala İbrahim´i sac ve sakalinin akligi ile alametlendirdi.

Tevratta bulduguma göre: İbrahim´in babasi Tarih´in Nahur ve Haran adinda cocuklari dogdu. Haran´in da Lut, Sare ve Melka adinda olan cocuklari dogdu. Haran babasi Tarih hayatta iken, dogmus oldugu yerde öldü. İbrahim, Harran´in kizi Sare ile evlendi. Nahur´da Haran´in kizi Melka´yi aldi. Sare cocuk getiremiyordu. Tarih, oglu İbrahim´le, oglunun oglu Lut´u sevketti ve orada yerlestiler. Sonra Tarih Harran topraklarinda öldü.

Veheb dedi ki: Harran´i yapanlarin ilki İbrahim´in iki kardesidir. Bunlardan birisine Harran denilir –ki Harran bunun adini almistir-- digerine ise Nahir denir. Bu İshak´in karisi Refika´nin babasidir.

Veheb söyle dedi: Nuh ile İbrahim´in arasinda bin iki yüz kirk sene bir zaman farki vardi. İbrahim´le Rabbi hakkinda mücadele eden, Nemrud b. Kenan´dir. Bu, cebredenlerin, kahredenlerin, gasbedenlerin, kötü yol tesis edenlerin ilkidir. Tac giyenlerin ve yildizlarin durumunu ortaya koyanlarin, onlarin hakkinda nazariyeler kuranlarin ve ameliyeler yapanlarin da ilkidir. Allah da onu, burun deliklerine bir sinek sokarak helak etti. Böylece o, sinekle kirk gün azab olundu. Sonra öldü.

Veheb b. Munebbih söyle dedi: Yeryüzüne iki mu´min ve kafir hükümdar oldu. Mu´minleri deyincebunlar Suleyman b. Davud´la Zu´l-Karneyn´dir. Kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasar´dir. Yakinda ona bu ummetten bir besinci malik olacaktir.

Ravi der ki: Allah Azze ve Celle, İbrahim´i atesten kurtardigi zaman, Babil topraklarinda – ki o zaman Kusa´da bulunuyordu-- arzi Mukaddeseye gitti. Sare´yi ve kardesi oglu Lut´u da cikardi. Kavminden kendisiyle beraber bulunanlardan ona meyleden ve ona tabi olanlar da vardi. Nihayet Harran´a geldiler. Oradan bir zaman ikamet ettiler. Sonra Ürdün´e ciktilar. Hemen Kib´dan olan zorbalardan bir zorbanin bulundugu bir sehre kovuldular –ki bu zorbaya Saduf denir-- Bu, Sare´ye dokunmak isteyen kimsedir. Fakat Allah onu bundan korudu. Sare İsmail´in annesi olan Haceri cariye olarak satin aldi ki bu Kibdiye idi.

Veheb söyle dedi: Allah, bu zorbayi iste bu sehirden cikardi. Orasina Allah İbrahim´i varis kildi. Oraya yerlestirdi. Allah orada onun malini cogaltti. Lut´la bölüstüler. Ona yarisini verdi.

Ebu Muhammed söyle dedi: Tevratta: Sare İbrahimle Haceri evlendirdi. Ona <Şüphesiz Allah bana cocugu haram kildi. Cariyemle münasebette bulun, hic olmazsa ondan dogan bir cocukla kendimizi egleriz> dedi.

Veheb dedi ki: Onu (o cariyeyi) ona (İbrahime) hibe etti. Tevratta söyledir: Hacer İsmaili dogurdugu sirada İbrahim seksen alti yaslarinda idi. Sare İshak´i dogurdugu zaman ise İbrahim yüz yasinda idi. İbrahim sünnet olurken doksan dokuz yasinda idi. İsmail ile on üc yasinda da iken sünnet oldu. Onunla beraber bir takim uzak garib kimselerin cocuklari da sünnet oldular. Sare yüz yirmi yedi sene yasadi. Kenan topraklarinda zorbalarin köyü olan Habran´da öldü.

Veheb söyle dedi: İbrahim yüz yetmis bes sene yasadi. O, ikiyüz sene yasadi. Hebrun Mezreasinda kabre konuldu ki burayi satin almisti. Sare de buraya defnedildi.(El-Maarif, İbn Kuteybe, Sf. 29-31/Hasan Ege)

İbrahim Aleyhisselam

Hazret-i İbrahim “Ulu´l-Azm (Azim sahibleri)” denilen büyük peygamberlerden biridir. Bunlar, bizim Peygamberimiz Hazret-i Muhammed aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, Musa aleyhisselam ve İsa aleyhisselam olmak üzere bes peygamberdir.

Nuh peygamberin cocuklari yeryüzüne dagildiktan sonra Ham´in soyundan “Nemrud” adinda bir adam, bir cok kabileleri basina toplayarak Babil´de, simdi ki Musul sehrinin bulundugu yerlerde Babil hükümetini kurmustu. Babil ülkesine “Geldanistan” denildigi gibi, hükümdarlarina da “Nemrud” denilir.

Babil halki arasinda “Saibe” denilen sapik bir din türemisti. Bunlar, günese, aya, yildizlara, putlara ve hükümdarlara tapmakta idiler. Yüce Allah, Nemrud İbni Kenan zamaninda Babil halikna İbrahim aleyhisselam´i peygamber olarak gönderdi. Ona on sayfalik kitab verdi.

Hazret-i İbrahim, Babil halkina gercek dini bildirmeye basladi, onlari hak dine cagirdi. Dogup batan, sönüp giden seylerin tapilmaya uygun bulunmadiklarini onlara söyledi. Fakat onlar aldirmadilar. Bir yortu günü insanlar sehir disina cikmislardi. İbrahim aleyhisselam sehirde kaldi. Putlarin bulundugu yere giderek bir kisim putlari kirdi. Elindeki baltayi fa büyük bir putun boyuna asti. İnsanlar sehire dönüp bu durumu görünce, bunu Hazret-i İbrahim´in yaptigini anladilar. Hazret-i İbrahim de: “Eger söyleyerbilirse sorunuz; bunu bu büyük put yapmistir!dedi. Dediler ki: “Hic cansiz olan bir put böyle bir sey yapabilir mi? Hazret-i İbrahim de: Madem ki bunlar cansiz, ellerinden bir sey gelmez seylerdir; artik nicin bunlara tapiyorsunuz?” dedi. İbrahm aleyhisselam bu cahil kavme, ne kadar sapiklik ve anlayissizlik icinde kaldiklarini bu hareketi ile anlatmak istemisti. Bunun üzerine hepsi biraz sustular, cahilliklerini anlar gibi oldular. Ne yazik ki, cehalet gururlari tekrar bas gösterdi. Sapikliklarinda israr ettiler. Hazret-i İbrahim´i, yaktiklari büyük bir ates icine attilar. Fakat ates, Yüce Allah´in emri ile gül bahcesi kesildi, onu yakmadi. Bu Allah´in büyük bir mucizesi idi. Bunu görenlerden bazilari iman ettiler. Hazret-i İbrahim de bu iman edenleri ve kendi aile halkini yanina alarak Şam memleketine hicret etti. Bir aralik kitlik olunca Misir´a gitti. Sonra da dönüp Kenan ilinde (Beyt-i Makdis) cevresinde bulundu.

İbrahim aleyhisselam rivayete göre, Adem aleyhisselam´in yaratilisindan üc bin üc yüz otuz yedi sene sonra Babil´de dogmus ve yüz yetmis bes veya iki yüz sene yasamistir. Kudus´e bagli “Halilurrahman” kasabasinda bir magara icinde zevcesi Sare ile beraber gömülmüstür.
Hazret-i İbrahim´e “Halilullah” denir. Ona bütün milletler saygi gösterir. Son derece misafirsever idi. Minberde hutbe okumak, misvak kullanmak, sünnet olmak, tirnak kesmek isleri, Hazret-i İbrahim´in bazi sünnetlerindendir.

Kabe-i Muazama´yi, oglu İsmail aleyhisselam ile ilk olarak veya yenileyerek insa etmistir.(Büyük İslam İlmihali, Sf. 480/Ömer Nasuhi Bilmen)

KISSA-İ İBRAHİM ALEYHİSSELAM

Nuh aleyhisselamin evladi ibtida Irak diyarinda sakin olmuslar ve Firat nehrine karib mahalde Babil sehrini yapmislar idi.

Sonra iclerinden bir taife ayrilip Dicle kenarinda ve simdi Musul dedigimiz sehrin karsi yakasinda Ninova sehrini bina etmisler idi.

Babil´in kadim ahalisi olan Nabt kavmi Süryani lisani söyler ve cok vakit Babil´i payitaht edip oradan her tarafa hükm eyler idi.

Sonra Ninova´da zuhur eden devlet-i Asuriyye gaalip geldi ve Ninova´yi payitaht edip Babil dahi oraya tabi oldu.

Muahharan [daha sonra] Babil´de Keldani taifesi kuvvet bulmus ve Nabt kavminin ulum ve maarifine varis olmustur.

Babil ahalisi beyninde [arasinda] Sabie zuhur etmisti ki, yildizlara taparlardi. Hazreti İbrahim, kavmini tevhide davet etti. İnanmadiklarindan baska, Melik-i Babil olan Nemrud, onu atese atti.

Allah sakladi, ates yakmadi. İbrahim aleyhisselam selamete erdi. Ve bazilari bu mucizeyi görüp ona iman getirdi.

Hazreti İbrahim, mu´minler ile beraber Şam diyarina hicret etti ve Misir´a gitti. Sonra Kenan iline geldi, anda sakin oldu.(Kisas-i Enbiya, Ct. 1. Sf. 19.20/Ahmed Cevdet Pasa)

HZ. İBRAHİM HALİLLAH

Hz. Nuh, Sam, ErfehiŞt, Şaleh, Hud, Abir, Aduv, Sarug, Nahur, Tareh, Azer sira ile atalaridir. Bunlarin zamaninda olan Nemrud´un adi Kenan idi. Nemrud-Kenan Şark ve garba malik olup, Tanrilik davasina kalkismisti. Yüce Allah (C.C.) Hz. Halil´i, Nemrud-Kenan´i dine davet icin ona Peygamber olarak gönderdi. Nemrud-Kenan davete icabet etmeyip, Hz. Halil´i atese attirdi. Hz. Halil bu esnada 30 yasinda idi. Hakk Subhane ve Teala atesi sogutup, daha sonra Hz. Halil´i bir yesillik icine garketti. Bu hadiseden sonra Hz. Halil maiyeti ile birlikte bulundugu Babil sehrinden ayrilip Şam´a gitti. Oradan da Misir´a gecti. Bu sirada Misir´da Sinan bin Ulvan adinda birisi Firavundu. Hacer Ana´yi Sara Hazretlerine bagislayip Halilullah Hazretlerine verdiler. Hacer Ana´dan İsmail Aleyhisselam vucuda geldi. Bu tarihde Hz. İbrahim 86 yasindaydi. Sünnet olmayi bunlar icad ettiler. İlk sakali agaranlar bunlardir. Tirnak kesmek, biyik kirkmak, konuklara ziyafet vermek, ekmekle tirid yapmak, disleri temizlemek icin misvak kullanmak, minbere cikip hutbe okumak bunlardan icad olmustur. Su vasitasiyla pislikden temizlenmek, ayaga don giymek ilk defa bunlarda görüldü.


99 yasina geldigi zaman ise Sara Hazretleri´nden Hz. İshak Aleyhisselam vucuda geldi. Hak Teala Hazretleri bunlara On-Sahife İlahi-Emir gönderdi. Hayli bir zaman sonra ise Kabe-i Şerif denen mukaddes binayi oglu İsmail Aleyhisselam ile birlikte insa ettiler.

Hz. İshak´in ise Ays ve Yakub adli iki oglu vardi. İbrahim Aleyhisselam´in sagliginda vucuda gelmislerdi.

Hz. İbrahim´in ömür müddetleri 175 sene olup, karisi Sara´nin ki ise 127 senedir.(Hadisat, Nisanci Mehmed Pasa, Sf. 25)
Ara
Paylaş Cevapla
Teşekkür Edenler:


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  HZ. EYYUB ALEYHİSSELAM ALI 0 3 10-06-2019, Saat: 21:47
Son Yorum: ALI
  HZ. YUSUF ALEYHİSSELAM ALI 0 7 10-06-2019, Saat: 21:40
Son Yorum: ALI
  HZ. YAKUB ALEYHİSSELAM ALI 0 10 10-06-2019, Saat: 21:33
Son Yorum: ALI
  HZ. İSHAK ALEYHİSSELAM ALI 0 6 10-06-2019, Saat: 21:26
Son Yorum: ALI
  HZ. İSMAİL ALEYHİSSELAM ALI 0 7 10-06-2019, Saat: 21:21
Son Yorum: ALI

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi