avatar
Kayıtlı Kullanıcılar
Kayıt Dışı Kullanıcılar
Kayıt ol


Hoşgeldiniz!
Forumun tüm özelliklerinden faydalanabilmeniz için sadece 30 saniyenizi ayırarak ücretsiz üye olabilir ve sitemizin tüm özelliklerinden sınırsız yararlanabilirsiniz.
Hemen Üye Olmak İçin Tıklayın.

kapat
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HZ. HUD ALEYHiSSELAM
#1
HAZRET-İ HUD ALEYHİSSELAM

Ad Kavmi

Nuh Tufanindan sonra, dünyada yeniden bir hayat baslamis ve hizla cogalan insanlar, Arab Yarimadasinin cesitli bölgelerine yayilmaya baslamislardi. Bu arada Hz. Nuh torunlarindan biri olan Ad da, Yemen´de Hadramut civarinda Ahkaf adiyla bilinen bir yere yerlesmisti. Ad´in nesli cogala cogala nihayet büyük bir kavim oldu. Bu kavim, dedeleri Ad´a nisbet ederek, Ad Kavmi diye anilmaya basladi.

 Ad Kavmininin yasadigi yerlerin suyu ve yagmuru bol ve topragi cok verimli idi. Baglar, bahceler, yesil yesil vadiler her tarafi cepecevre sarmisti. Bu kavmin insanlarinin boylari uzun, cüsseleri de boylarina uygun olarak iriydi. Gücleri, kuvvetleri, boylari ve cüsseleriyle meshur olan bu insanlar, tttuklarini koparacak ve kayalari kolaylikla tuz-buz edecek güclü bir yapiya sahiptiler. Bu maddi güclerine bag, bahce, tarla, hayvan ve bereketli nesiller de ilave olunca, dünyada onlar icin ulasilacak daha üstün bir meziyet kalmiyordu.

Şükürden Şirke

 Yavas yavas nesilce cogalip maddeten de zenginlesirken peygamber devrinin epeyce arkada kalmasi ve Tevhid dinine cehalet bulutlarinin perde olmasi sebebiyle, Ah Kavminin itikad ve inaclarinda bir takim sarsilmalar baslamisti. Kendilerine bahsedilen bu madi manevi imkanlarin birer nimet oldugunu unutmuslar ve nimetler üzerinde o nimeti vereni görmedikleri icin, zamanla sükrü birakip sirke düsmüslerdi. Nuh Kavminin helak olmasina sebeb olan putlara tapmayi yeniden ihya etmislerdi. Güc ve kuvvetin, maddi refahin verdigi gururla sarhos olup sefahete dalmislardi. İste yollarin kenarina yüksek kaleler, büyük büyük kasaneler ve binalar yaparak kendilerini buralarda, tamamen oyun ve eglenceye vermisledi.

Ad Kavmi, böyle umumi yerlerden baska, yüksek tepelerde de kirecle dondurulmus gayet saglam ve muhtesem saraylar yapiyorlardi. Dünyada o güne kadar misli görülmemis bir ihtisam sahip olan bu saraylarin iclerinde ve bahcelerinde havuzlar vardi. Bunlar, akillara hayret verecek sekilde süslenmisti.

Ahlaki degerlerini ve insanligini kaybetmis bir cemiyetin elinde, kuvvetin ve maddi imkanlarin nasil bir zulüm aleti olacagi aciktir. Ahlak ve insanlik namina ne varsa her seylerini yitiren Ad Kavmi, ellerindeki maddi imkanlarla etrafa deset salmakta idiler. Fakir halki ve komsu kabileleri, zulümleri altinda inletiyorlardi. Onlari köle gibi calistiriyor, cesit cesit iskencelere tabi tutuyorlardi. İskence etmekten, sadistce bir zevk duyuyorlardi.

Böylece, putlara tapip, Allah´a sirk kosmakla manevi hayatlarini; insanlara hunharca muamele etmekle de insani taraflarini kaybederek manen hayvanlardan daha asagi bir dereceye düsmüslerdi.

 Hz. Hud´un peygamber olusu

 Bu zalim ve hunhar kavim icinde, halim selim ve müsfik bir kimse yasiyordu ki, bu zatin nesli, bir kac nesil öncesinde Hz. Nuh´a dayaniyordu. Ve ismi de Hz Hud idi.

Hz. Hud, temiz ve itibarli bir aileye mensubtu. Dogrulugu, düsürtlügü, cesaret ve zekasiyla kavmi icerisinde sevilir bir zat olmustu. Halkin öylesine güvenini kazanmisti ki, ona "emin" lakabini vermislerdi.

Hz. Hud, kavminin sapiklik ve zulümlerine son derece üzülüyor, fakat kari da cikamiyordu. Vaziyetin bu derece vahametine ragmen, icinde yine de bir ümit vardi. Ya o birseyler bekliyor veya onu birseyler bekliyordu. Nihayet bekledigi oldu. Diger peygamberler gibi, Hz. Hud da, bu yoldan cikmis kavmini, iman ve istikamet yoluna getirmek icin, peygamber olarak vazifelendirildi.

Hz. Hud´un mücadelesi

Hz. Hud Aleyhisselam, kavminin huy, ahlak ve mizacini ve onlarin hassas ve zayif damarlarini bildigi icin, bu hususlari göz önünde bulundurarak, günün sartlarina uygun bir sekilde hakki teblige baslamisti. Allah´tan baska seylere ibadet eden., maddi güc ve kuvvetleriyle gururlanan kavmini, putlara tapinmayi terkederek, Allah´a iman etmeye davet ediyordu. Kavmine, sahip olduklari güc ve kuvvetin, Allah tarafindan verildigini hatirlatiyor, onlari Allah´a karsi sukur ve ibadete, günahlardan tevbeye cagiriyordu. Fakat kavminin, Hz. Hud Aleyhisselami dinledikleri yoktu. Hz. Hud, onlarin isledikleri bütün haksizliklari ve zulümleri yüzlerine vurur, dalalet ve sefahatte olduklarini ifade ederdi.

Hz. Hud´un bu sözlerine, Ah Kavminin tepkisi zaman zaman cok sert oluyordu. “Biz seni akilsiz bir halde görüyoruz ve seni yalancilardan biri saniyoruz. Bu kadar ahali dalelette, sefahettedir ve yalacidir da, sadece sen mi dogru yoldasin? Şasariz senin aklina!” diyorlardi.

Hz. hud, onlarin bu sert cevaplarina, yumusaklikla ve insaflarina hitab ederek karsilik veriyordu.

Ey kavmim, bende bir akil eksikligi yoktur, ben Alemlerin Rabbi tarafindan gönderilmis bir peygamberim.”

Rabbimin gönderdiklerini size teblig ediyorum ve ben sizin icin güvenilir bir nasihatciyim.”(Araf Suresi, 67-68)

Hz. Hud, bu gibi sözlerle kavmini hak dine ve istikamet yoluna davet ediyor; onlarin iman dairesine n girmeleri icin bütün gücüyle cabaliyordu. Fakat bütün bu cabalara ragmen, Ah Kavmi Hz. Hud´a kulak vermiyor ve bildiklerinden sasmiyordu. Onlar yine bina yapmakta birbirleriyle yaris etmeye, insanlara türlü zulüm yapmaya, gelip gecenlerle alay etmeye devam ediyorlardi. İslek yol kenarlarina kurduklari kale ve konaklardan, Hz. Hud´un misafirleriyle de alay ederek, insanlari ona gitmekten alikoymaya calisiyorlardi.

Sarsar

Aylardir yagmur yüzü görmeyen ve susuzluktan kivranan Ad Kavminin ileri gelenleri, ufukta görünen bu siyah bulutu görünce sevinclerinden yerlerinde duramiyorlardi. Nese icinde adeta bayram yapiyorlardi. “Bakin, iste bu bulut, bize bol bol yagmur yagdiracak!” diye kavminin sevincten yüzlerinin gülmesine bedel, Hz. Hud´un rengi atmis, benzi solmustu. Soguk soguk terler döküyor, az sonra bu müsrik kavmin basina gelecekleri düsünüyordu. Onlar sevinc icinde, “Yagmur yagacak” diye bagirirlarken, Hz. Hud, onlara son ikazini yapiyordu.

O sizin cabuklastirilmasini istediginiz azabin ta kendisidir. O bir rüzgardir ki, icinde pek aci bir azab vardir.”(Ahkaf Suresi, 24)

Korkunc bir ses cikararak vadiyi kaplayip gelen bu nesne, gercekten de bulut degil, bir rüzgar idi. Hizina ve sogukluguna bir ölcü tayin etmek mümkün olmayan bu rüzgarin adi, Kur´an lisaniyla “sarsar”dir.(Hakka Suresi, 6)

Sarsar Dehset Saciyor

Putperest kavmin eza, cefa ve alaylarina aldiris etmeksizim, Hz. Hud´la omuz omuza canlari bahasina gayret gösteren mu´minlerle Hz. Hud, hep beraber bir yerde toplanmislardi. Etrafa dehset sacan bu rüzgar, onlarin kilini bile kipirdatmadigi halde, "Bizden daha kuvvetli kim olabilir?" diye bübürlenen Ad kavmini, saman cöpü gibi savuruyordu. (Ahkaf Suresi,25).
Kimi havaya savurulmamak icin kalin kalin agaclara, köklü kayalara sariliyor, kimisi saglamligiyla iftihar ettikleri saraylarina siginiyorlardi. Ama heyhat! Kayalarla, agaclarla birlikte havaya savulmaktan kurtulamiyorlardi. Evlerin kapilarini ve pencerelerini ucuran bu rüzgar, evin icindekileri tipki bir kül yigini gibi önüne katip savuruyor, darmadagin ediyordu.(Zariyat Suresi, 42)

Ad Kavmi, ansizin gelen bu rüzgarin agiz ve burun deliklerinden iceri girmesiyle, barsaklari ve ic azalari bosalmis, kollari ve kafalari kopmus bir halde, isi bos hurma kütükleri gibi yerlere uzanmislardi.(Hakka Suresi, 7; Kamer Suresi, 19) Bazilari kumlarin altinda kaliyor, tekrar üzeri aciliyor ve metrelerce havaya firliyordu. O süslü saraylar, baglar, bahceler de sahipleri gibi, rüzgarin siddet ve dehseti karsisinda bir harebeye dönmüstü.

Bütün bu olup bitenler karsisinda, Hz. Hud ve onun sevgili ashabi, kurtuluslarina mukabil Allah´a hamd ve sükür ediyorlardi.

Sarsar rüzgari, Ak Kavmi üzerinde 8 gün 7 gece hic durmaksizin esmis, 8. gün sonunda onlardan ölmedik tek fert birakmayarak, hepsinin cesetlerini önüne katip sürüyerek denize dökmüstür.(Hakka Suresi, 7)Kur´an-i Kerim´de, bu azab günlerine “Eyyam-i nahisat” denilir.(Fussilet Suresi, 16)

Nihayet bir hafta evvel, bir Carsamba sabahi baslayan rüzgar, yine Carsamba günün aksaminda son buldu. Hz. Hud ve beraberindeki dört bin kadar mu´min, salimen kurtuldular. Musrikler ise, perisan bir halde, yaptiklarina ceza olarak tamamen helak oldular. Ne kendilerinden ve ne de oturduklari yüksek ve saglam binalardan, hic bir iz ve eser kalmamisti; her yer harabeye dönmüstü.(Ahkaf Suresi, 25.)

Sarsardan sonra

Müsrikler yerleri ve yurtlariyla birlikte tamamen helak olup 4000 kadar mu´min de salimen kurtulduktan sonra Hz. Hud, ummetini alarak Mekke civarina gitti ve vefat edinceye kadar orada ikamet etti. Bir rivayete ise, Umman Denizi kiyilarina yerlestigi haber verilmistir.

Hz. Yusuf istisna edilecek olursa, sima bakimindan Hz. Adem´e en cok benzeyen insanoglu, Hz. Hud idi. (Tecrid Terc., IX/90.)Hz. Hud´un peygamber olarak gönderildigi ve sarsarla helak olan Ad Kavmine, “Ad-i ula” adi verilir. Bu kavmin helaktan kurtulan mu´min efradindan, “Ad-i sani” (İkinci Ad) diye anilan Semud Kavmi meydana gelecektir.(Peygamberler Tarihi, Sf. 107- 109. 114-115/Bünyamin Ates)

HUD NEBİ ALEYHİSSELAM

Esas adi İbranice Abir´dir. Hz. Nuh´un torunudur. Cenab-i Allah (C.C.) Hz. Hud´u Ad-Kavmine Peygamber gönderdi. Fakat bu kavim Hz. Hud´un Peygamberligini kabul etmedi. Bunun üzerine Yüce Allah (C.C.) bu kavmi büyük bir kum firtinasi ile helak etti. Hz. Hud ise müminlerle beraber Mekke´ye giderek orada ikamet etmeye basladi.

Güvenilir kaynaklarin verdigi malumata göre bu zamanda Ad-Kavmi´nden iki kardes vardi. Bunlardan birinin adi Şedid, digerinin ki ise Şedad idi. Bunlar padisah kisiler olup kafirdiler. Bunlari imana davet icin Hz. Hud Nebi Elci olarak gönderildi. İlk hükümdar Şedid Hz. Hud´u kabul etmedi. Kendisi kafir olarak öldü. Yerine Şeddad padisah oldu. Durumkendisine izah edildi. Bu da daveti kabul etmedi. Daha sonra sahradan Hizir-i Mevt denilen mahalde direklerle süslü dinlenme cadirlari kurmus oturuyorlardi ki Hz. Cebrail gelerek korkunc bir nara savurdu. Buradakilerin hepsi korkudan helak oldular.

150 sene yasadiktan sonra Hz. Hud´un Hizir-i Mevt denilen mahalde vefat ettigi söylenir.(Hadisat, Nisanci Mehmed Pasa, Sf. 24)

KISSA-İ HUD ALEYHİSSELAM

Tufandan sonra Yemen diyarinda, Hadramut civarinda Ahkaf denilen yerde Ah kavmi zuhur etti.
Ol havaliyi ma´mur ettiler ve güzel binalar yaptilar. Lakin dogru yoldan saptilar ve putlara taptilar.

Cenab-i Hak, onlara Hud aleyhisselami gönderdi. İclerinden pek az kimseler iman eyledi. Sairi sirk ve dalalette [sapiklikta] kaldi.
Allah Teala hazretleri, onlara siddetli rüzgar ile helak eyledi. Hazreti Hud ile ona iman edenler bir yere cekilip kurtuldu.(Kisas-i Enbiya, Ct. 1. Sf. 19/Ahmed Cevdet Pasa)

HZ. HUD

Bu, Hud b. Salih b. ErfehŞez b. Sam b. Nuh´tur. Veheb söyle dedi: O, Hud b. Abdullah b. Riyah b. Haris b. Ad v. Evs b. İrem b. Sam b. Nuh´tur. İrem´e, cocuklari icinde Yusuf´dan maada en cok benziyeni idi. Esmer renkli, cok killi güzel bir adam idi. Ad onüc kabile idi. Kumlar üzerine yerlesmislerdi. Onlarin beldeleri de beldelerin en verimlisi idi. Onlarin cogu ve onlarin evleri Debb´e de, Dehna´da Alic´de, Yebrin´de ve Bar´da ve buradan Ummana, oradan Hazramavt´a, oradan da Yemen´e kadar uzanan yerlerde idi. Allah Azze ve Celle onlara gazab ettigi zaman oralari cöller ve cukurlar haline getirdi. Allah, onun kavimini helak ettigi zaman Hud ve ona inanan beraberindeki kimseler Mekke´ye vardi ve orada yerlestiler. Ölünceye kadar da burada kaldilar. Hud tacir bir adamdi.(El-Maarif, İbn Kuteybe, Sf. 28/Hasan Ege)

Hud Aleyhisselam

Hazret-i Hud, Yemen´de Hadremut civarinda “Ahkaf” denilen yerde yasayan “Ad” kavmine peygamber gönderilmistir. Şöyle ki: İnsanlar, Tufan felaketinden sonra yine azitmislar, yollarini sapitmislar, Allah´in dinine aykiri islere sarilmislardi. Bunlardan bir kism,i da “Ad” kavmi idi. Bunlar, bir cok nimetlere ve kuvvetlere kavusmus muhtesem binalar yapmis; fakat Yüce Allah´in birligini inkar ederek putlara tapinmakta bulunmuslardi. Kendilerine Hud aleyhisselam gönderildi. Bu muhterem peygamber, bir cok mucizeler gösterdi. Fakat inanmadilar. Nihayet yedi gün sekiz gün devam eden siddetli bir rüzgar ile helak oldular. Hazret-i Hud da, kendisine imamn edenlerle beraber cikip baska tarafa gitti. Yüz elli sene yasadigi ve Mekke-i Mukerrem´de veya Hadremut´da gömüldügü rivayet edilmistir.(Büyük İslam İlmihali, Sf. 479/Ömer Nasuhi Bilmen)
Ara
Paylaş Cevapla
Teşekkür Edenler:


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  HZ. EYYUB ALEYHİSSELAM ALI 0 3 10-06-2019, Saat: 21:47
Son Yorum: ALI
  HZ. YUSUF ALEYHİSSELAM ALI 0 7 10-06-2019, Saat: 21:40
Son Yorum: ALI
  HZ. YAKUB ALEYHİSSELAM ALI 0 10 10-06-2019, Saat: 21:33
Son Yorum: ALI
  HZ. İSHAK ALEYHİSSELAM ALI 0 6 10-06-2019, Saat: 21:26
Son Yorum: ALI
  HZ. İSMAİL ALEYHİSSELAM ALI 0 7 10-06-2019, Saat: 21:21
Son Yorum: ALI

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi